YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13422
KARAR NO : 2013/16068
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu …’in alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı iki taşınmazı 20.1.2010 ve 21.1.2010 tarihlerinde davalı …’a sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu … vekili, taşınmazların bulunduğu yer itibarıyla İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının takip konusu alacakla ilgili olarak Almanya’da müvekkili ile yaptığı sulh anlaşması gereğince alacak haklarından vazgeçtiğinden davanın konusuz kaldığını, takip konusu alacağa karşılık davacıya müvekkili tarafından Almanya’da bir daire ve 10.000 Euro verildiğini, davacının dava hakkı bulunmadığını,dava konusu taşınmazların ihtiyaç nedeniyle satıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … savunma yapmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazların tapudaki satış bedelleri ile bilirkişi tarafından belirlenen gerçek değerleri arasında fahiş fark olduğu,davalı 3.kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
İİK’nun 283/1.maddesine göre tasarrufun iptali davası sabit olduğu takdirde alacaklı, tasarrufa konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını almak yetkisini elde eder. Davanın konusu taşınmaz ise üçüncü kişi üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmaksızın taşınmazın satış ve haczi istenebilir. İİK 281/2 maddesi uyarınca verilen ihtiyati haciz kararından sonra ilgili tasarrufun iptali davası kabulle sonuçlandığı takdirde alacaklı ayrıca bir icra takibi başlatmasına gerek olmadan iptal davası açılmadan önce başlatılan icra takibinden alacağını tahsil edeceğinden, bu ihtiyati haciz kararı, İİK’nun 257 ve devamı maddelerinde yer alan ihtiyati haciz kararından farklıdır. İİK’nun 257 ve devamı maddelerine göre alınan ihtiyati haciz kararı sonrası dava alacaklı lehine sonuçlandığı takdirde İİK’nun 264/3 maddesine göre alacaklının yasada öngörülen süre içinde takip talebinde bulunma zorunluğu vardır. Tasarrufun iptali davalarında verilen ihtiyati haciz kararı sonrasında dava kabulle sonuçlandığı takdirde, alacaklı tarafından başlatılacak bir icra takibi olmadığı gözden kaçırılarak dava konusu taşınmaz üzerine konulan ihtiyati haczin, karar kesinleşinceye kadar devamına şeklinde hüküm tesisi doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 4.bendindeki “tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına “ ibaresinin çıkarılarak hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA aşağıda dökümü yazılı 7.116,89 TL kalan onama
harcının temyiz eden davalılardan alınmasına 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.