YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17362
KARAR NO : 2013/17325
KARAR TARİHİ : 09.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya ait aracın kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasar meydana geldiğini, hasar bedelinin davacı tarafından ödendiğini ileri sürerek, 7.400,00 TL. tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu aracın İlçe Kaymakamlığı tarafından Gençlik Spor Müdürlüğü’ne tahsis edilmiş olduğunu, ancak, kaza tarihi tatil günü olup, araçla ilgili bir görevlendirme bulunmadığını, kazayı yapan sürücünün kurumla bir bağlantısının bulunmadığını, kaza sırasında araç içinde bulunan diğer kişinin dışarıdan hizmet alımı kapsamında Gençlik Spor Müdürlüğü nezdinde temizlik işçisi olduğunu, araç anahtarının bulunduğu yerden izinsiz (emniyeti suistimal, hırsızlık şeklinde) alınarak sebebiyet verilen kaza ve hasardan müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, davanın belirtilen şahısların mirasçılarına yöneltilmesi gerektiğinden, davanın öncelikle husumet yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının husumet itirazının kabulüyle davanın HMK’nun 114/1-d maddesi gözetilerek 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6762 sayılı TTK’nun 1301.maddesinden (6102 sayılı TTK’nun 1472.maddesi) kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2918 Sayılı KTK’nun 3.maddesinde işleten “araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir” şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 85. maddesinde ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiş olup, 107. maddesinde de işleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasp edilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse, sorumlu tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda; dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, davacıya kasko sigortalı araçta hasara neden olan … plaka sayılı araç, trafikte … Kaymakamlığı adına tescilli iken, dava konusu kazadan önce 15.9.2010 tarihli belgeye göre davalı idareye tahsis ve teslim edilmiş olup, buna göre, davalı idarenin işleten sıfatı ile kullanımında bulunduğu sırada dava konusu hasara neden olduğu ve davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davalı vekili, araç anahtarının bulunduğu yerden izinsiz (emniyeti suistimal, hırsızlık şeklinde) alınarak sebebiyet verilen kaza ve hasardan müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını savunmuş ise de; aracın çalındığı iddiası ispat edilmiş olmadığından, davalının işleten sıfatıyla hasardan sorumlu olacağı da açıktır.
O halde, mahkemece işin esasına girilip, tarafların kusur oranları ve sigortalı araçta oluşan gerçek zarar miktarı uzman bilirkişi raporu ile belirlenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 9.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.