YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11732
KARAR NO : 2012/995
KARAR TARİHİ : 02.02.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3. kişi vekili, … İcra Müdürlüğünün 2010/24587 sayılı takip dosyasında 5.11.2010 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, borçlunun davacının oğlu olup ayrı bir işi ve evi olmadığını, haciz adresinde borçlunun şahsi eşyaları dışında malının bulunmadığını borçlunun kumar ve bahis alışkanlıkları nedeniyle kısıtlanmasının talep edilmediğini ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili vesayet davasının istihkak davası ile bir ilgisinin bulunmadığını, davacı ile borçlunun birlikte ikamet ettiklerini takibin dayanağı senetteki adresin haciz adresi ile aynı olduğunu, borçlunun ayrı bir işi, geliri olmadığına dair beyanların gerçeği yansıtmadığını, borçlunun emrinde işçi çalıştıran bir işletmeci olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacı ile borçlunun baba- oğul olduğu, haciz adresinde birlikte ikamet ettikleri, dava konusu ev eşyalarının davacıya ait olduğunun ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Uyuşmazlık, 3. kişinin İİK.nun 96. vd maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
İİK.nun 97/3. maddesinde ” Takibin talikine karar verilirse haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına (İİK.nun 97/13) karşı davacıdan 36. maddede gösterilen teminat alınır” hükmü öngörülmüştür. Buna göre mahkemece teminat alınarak takibin ertelenmesi kararı verilmişse, haczedilen mal veya hakka ilişkin takip işlemleri ertelenmiş sayılır. Ancak, takip işlemlerinin ertelenmiş sayılması için İİK.nun 97/3 maddesi uyarınca alacaklının muhtemel zararı karşılığı 36. maddede gösterilen teminatın alınması zorunludur. İcra mahkemesince takibin ertelenmesine karar verilmiş olmasına karşın 3. kişiden teminat alınması kararlaştırılmamış veya karar altına alınsa bile bu teminat 3. kişi tarafından yatırılmamışsa İcra Müdürlüğü takibe devam eder. Çünkü böyle bir durumda istihkak davası yüzünden alacağın tahsilinin geçiktiğinden söz edilemez.
Somut olayda, mahkemece “Haciz sırasında borç miktarı teminat olarak alındığından takibin teminatsız olarak durdurulmasına” karar verilmiştir. Haciz sırasında muhafaza işlemi yapılmaması için alınan teminat yasanın 36. maddesinde aranan teminat olmadığından artık takibin teminat karşılığında durdurulduğundan söz edilemez.
O halde mahkemece takibin ertelenmesine karar verilmiş olmasına karşın, 3. kişiden yasanın öngördüğü şekilde teminat alınmadığından davacının tazminatla sorumlu tutulmasına ilişkin İİK.nun 97/13 maddesinin koşulları alacaklı yararına oluşmamıştır. Bu nedenle davacının tazminatla sorumlu tutulması doğru değil bozma nedeni ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden kararın 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hüküm fıkrasının tazminata ilişkin 2. bendinin tamamen hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3. kişiye geri verilmesine 2.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.