Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/375 E. 2012/1829 K. 20.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/375
KARAR NO : 2012/1829
KARAR TARİHİ : 20.02.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi), … İcra Müdürlüğü’nün 2010/240 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, … İcra Müdürlüğü’nün 2010/90 sayılı Talimat dosyasında yapılan 07.01.2010 günlü hacze konu menkullerin kendisine ait olduğunu, haczin yapıldığı taşınmazı 15.08.2009 tarihli sözleşme ile borçlu …’ndan satın aldığını, bunun karşılığında bir kısım banka borcunu ödediğini 10.000,00.-TL meblağlı 26.01.2010 vade tarihli senedi ödedikten sonra tapuda devir işleminin yapıldığını, bundan sonra borçlu şirketin taşınarak kendisinin faaliyete başladığını, hacizde bulunan belgelerin eski tarihli olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde borçlu …’nun huzurunda yapıldığını, evrak aramasında borçlu şirkete ait belgelerin ele geçtiğini, belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “davacı üçüncü kişinin dava konusu haciz adresindeki iş yerini takip borçlusu …’ndan satın alarak tapuda devir işlemini yaptırdığı, bu alım satım işlemine karşılık borçlunun bir kısım banka borçlarını üstlenerek ödediği“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz, borçlunun eski faaliyet adresinde yapılmıştır. Buna göre İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olup, ispat yükü altında olan üçüncü kişi karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir.
Davacı, haciz adresindeki iş yerini içindeki tarım makineleri ve demirbaşları ile birlikte borçlu …’ndan satın aldığını iddia etmekte, buna ilişkin satış sözleşmesi ile tapu kaydı, fatura gibi delillere dayanmaktadır. Ne var ki icra takibine konu borç 10.06.2009 keşide, 25.08.2009 vade tarihli bonodan kaynaklanmaktadır. Davacının sunduğu satış sözleşmesi ise 15.08.2009 tarihlidir ve adi niteliktedir. Haciz adresindeki taşınmazla ilgili tapudaki devir işlemi ise 31.12.2009’da yapılmıştır. Faturalar da 03.01.2010 tarihli olup sunulan delillerin tamamı borcun doğumundan sonraki tarihlidir.
Öte yandan ödeme emri tebliği 07.01.2010’da borçlu şirketin eski ortağı İbrahim Kavasoğlu’na haciz adresinde yapılmıştır. Buna göre borçluların buradaki faaliyetlerini davacının dayandığı sözleşmenin imzalanmasından, hatta tapudaki devir işleminden sonra da sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Kaldı ki davacı da borçluların ancak 26.01.2010‘dan sonra iş yerinden ayrıldıklarını açıkça kabul ve beyan etmektedir.
Bu koşullarda üçüncü kişi ve borçluların borcun doğumundan sonra alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak örtülü iş yeri devri yaptıklarının kabulü gerekir. Kaldı ki devir gerçek kabul edilse bile İİK’nun 44. maddesindeki gereklerin yerine getirildiği iddia ve ispat edilemediğinden BK’nun 179. maddesi gereğince devralanın da işletmenin borçlarından sorumlu olacağı gözetilmelidir.
Belirtilen nedenlerle davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyizi itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 20.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.