YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1903
KARAR NO : 2013/18201
KARAR TARİHİ : 23.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilerinin çocuğuna, davalıya …’li aracın çarpıp kaçması sonucu meydana gelen yaralamalı kazada hayati tehlike geçirir şekilde yaralandığını, olaydan sonra mağdurun kaldırıldığı hastanede uzun süre tedavi gördüğünü, tedavinin uzun bir kısmının yatalak devam ettiğini, davacı tarafça, başvuruya rağmen zararın karşılanmadığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL’lik maluliyetten doğan tazminatın poliçe limiti oranında ve davalı tarafa ilk başvuru tarihinden 8 iş günü sonra işleyecek temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece kesin mehile riayetsizlikten davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
HUMK’nun 163.maddesinde, “kanunun tayin ettiği müddetler katidir. Bu müddetlerde yapılması lazım olan muamele yapılmazsa o hak sakıt olur. Hakim tayin ettiği müddetin kati olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti geçirmiş olan taraf yenisini isteyebilir. Bu suretle
verilecek müddet katidir. Bir daha verilemez” HMK’nun 94.maddesinde ise “Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hakim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi halde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar” hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, HUMK’nun 163.maddesi hükmüne göre, kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi bakımından, ülke koşulları ve hayatın gerçekleri gözönünde tutularak, taraflara yüklenen yükümlülüklerin birer birer açıklanması, masrafların kalem kalem bildirilmesi ve tarafların yapacağı işlevlerin duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık ve kesin olarak belirlenmesi, kesin süre verilen tarafa, süreye uymadığı takdirde davasının bu nedenle reddedileceği konusunda uyarılması gerekir. Yargıtay’ın uygulaması da bu yöndedir. (HGK 25.6.1975-1-1560/837, HGK 18.2.1983-1-1284/141, HGK 24.6.1992-14-296/395, HGK 10.10.2001-14-940/709)
Somut olayda, 03.07.2012 günlü duruşmada, bilirkişi incelemesi yaptırılması için gerekli ücretlerin yatırılması konusunda davacı vekiline kesin süre verilmiş, ancak bilirkişi incelemesi için yatırılması gereken giderler açıklanmamıştır. Bu durumda verilen kesin sürenin 6100 sayılı HMK’nun 94. (HUMK’nın 163.) maddesine uygun olmadığı gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 23.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.