YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5037
KARAR NO : 2013/18391
KARAR TARİHİ : 26.12.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili tarafından işyeri paket sigorta poliçesi ile sigortalı işyerinin davalının maliki olduğu üst katta bulunan dairenin temiz su tesisatının patlaması sonucu akan suların sirayet etmesi sonucu hasar gördüğünü, sigortalıya ödenen 3.200 TL hasar bedelinin davalı ve kiracısından tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dairesinde temiz su tesisatında arıza bulunmadığını, dairesindeki kiracının su musluğunu açık bırakması sonucu akan suların sigortalıya sirayet etmiş olduğunu, malikin hasardan sorumlu olmayacağını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna ve sigortalı beyanına dayanılarak, hasarın davalının maliki olduğu dairede temiz su tesisatından kaynaklanmadığı, davalının kiracısı tarafından açık bırakılan musluk nedeni ile üst kattan sızıntının olduğu, hasardan davalı malikin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, davalı su sızıntısının kaynaklandığı dairenin malikidir.
Sigortalı dairede oluşan hasarın, davalının maliki olduğu daireden sızan sular nedeniyle oluştuğu hususunda bir uyuşmazlık yoktur.
B.K’nun 58. madde hükmü uyarınca, bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan dolayı sorumludur. Bu maddedeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk halidir. Diğer yandan özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur (kast veya ihmal) unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi hallerde, zararın, hukuka aykırı bir davranıştan doğması yani objektif koşulu gerçekleşmesi yeterli olup, ayrıca subjektif koşula kusura ihtiyaç yoktur. Özellikle kusursuz sorumluluk hallerinde durum böyledir. Zarar, ihmalden de kaynaklanabilir ve ihmali bulunanlarda zarardan sorumlu olur. Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yapı Malikinin Sorumluluğu başlıklı 69. maddesinin 2. fıkrasında da “İntifa ve oturma hakkı sahipleri de binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan malikle birlikte müteselsilen sorumludur” hükmü düzenlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle 818 sayılı B.K’nun 58. maddesi gereğince bina maliki meydana gelen zarardan kusursuz sorumlu olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 26.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.