YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7666
KARAR NO : 2012/2754
KARAR TARİHİ : 08.03.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; Borçlu davalının iddia ettiği gibi tapuda gösterilen değer dışında gerçek değeri aldığı yönündeki savunması üzerinde durulması, davalının buna ilişkin banka hesap hareketleri, ödeme dekontlarının istenilmesi, davaya konu taşınmazların devredilen pay miktarları da göz önüne alınmak suretiyle iptale konu tasarruf tarihindeki gerçek değerlerinin saptanması ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz
itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ve aşağıda dökümü yazılı 2,75 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 8.3.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY YAZISI
…/… köyü …, … parsel sayılı taşınmazlardaki borçlu …’a ait paylar 19.12.2000 tarihinde toplam 4.350,00 TL bedelle davalı … …’a temlik edilmiş,
Davacı alacaklı tarafından 15.11.2001 tarihinde tasarrufun iptali davası açılmış,
Davalılar satış bedelinin gerçekte 8.000,00 TL olduğunu, 19.12.2000 tarihli 5052400 ve 50527 nolu banka dekontlarıyla ödendiğini savunmuş,
Taşınmazların temlik tarihindeki rayiç değeri bilirkişi kurulunca 14.320,54 TL olarak belirlenmiş,
Yargılama sonucunda mahkemece ” edimler arasında fahiş fark bulunmadığı, iddianın ispat edilemediği gerekçesi ile” davanın reddine karar verilmiş,
Sayın çoğunluk tarafından ilk derece mahkemesi kararı onanmıştır.
Sayın çoğunluğun yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin görüşüne katılamamaktayım.
Zira; davacı vekili, aşamalarda davalılar arasında ticari ilişki bulunduğunu, dekontlarda ödemenin hangi amaçla yapıldığının açıklanmadığını, bu durumda ödemenin taşınmaz satışına ilişkin olduğu hususunun davalılarca ispatlanması gerektiğini, dekontların tek başına iddia olunan davalılar arasındaki satım ilişkisini ispatlamaya yeterli olmadığını beyan etmiştir.
Davacı vekilinin temyiz dilekçesine ekli aynı mahkemenin 1.3.2006 gün 2003/383 Esas 2006/52 Karar sayılı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen karardan başka bir alacaklı tarafından aynı davalılar aleyhine aynı tasarrufun iptali istemi ile 11.4.2003 tarihinde dava açıldığı, karar içeriğine göre davalıların savunmalarında satışın gerçek değer üzerinden yapıldığını beyan ettikleri, ayrıca alıcı … …’ın … parseldeki 27 nolu bağımsız bölümü de aynı gün diğer davalıdan satın aldığını, satış bedelini banka havalesi ile ödediğini bildirdiği, yargılamada davanının kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Nitekim, dosyadaki resmi senet içeriğinden … parselin kat irtifakı tesis edilmiş 10/478 arsa paylı 27 nolu bağımsız bölümünün aynı tarihte aynı satışı tarafından aynı alıcıya 4.000,00 TL bedelle temlik edildiği,
Banka yazı cevaplarından da 20.12.2000 tarihinde … … tarafından … hesabına üç kez 6.000,00 TL, 4.000,00 TL ve 4.000,00 TL para yatırıldığı görülmektedir.
Bu durumda aynı mahkemenin 2003/383 Esas 2006/65 Karar sayılı dosyası, aynı taraflar arasındaki aynı mahkemenin 2001/1045 Esas 2004/309 Karar sayılı … parsel sayılı ana taşınmazın 27 nolu bağımsız bölümünün satışına ilişkin tasarrufun iptali dosyasının getirtilerek gerektiğinde davalıların ticari defter ve kayıtları ile 27 nolu bağımsız bölümün satış tarihindeki rayiç değerinin belirlenmesi için inceleme yapılarak,
Banka ödemelerinin hangi ilişki- hangi taşınmazların satışı için yapıldığı, dava konusu taşınmazların gerçek değeri ile bu şekilde tesbit edilecek ödenen bedel arasında fahiş fark bulunup bulunmadığı, aynı mahkemenin 2003/383 Esas 2006/52 Karar sayılı dosyasındaki kesinleşmiş kararın eldeki dava yönünden de güçlü delil teşkil edip etmediği (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 24.12.2002 gün 4141-6142 sayılı kararı ) dava konusu taşınmazlar ile dava dışı 27 nolu bağımsız bölümün aynı gün aynı satıcı tarafından davalı … …’a borçlu tarafından temlikinin alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik bulunup bulunmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre karar verilmek üzere eksik incelemeye dayalı ve bozma gereğini yerine getirmeyen yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.