YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15365
KARAR NO : 2013/15992
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın …’nın sevk ve idaresindeyken tek taraflı trafik kazası sonucu ağır bir şekilde hasarlandığını, davalı … şirketinin, trafik kaza tutanağında yer alan, aracın sürücüsünün tespit edilmediğine yönelik ibare nedeniyle sigorta bedelini ödemekten imtina ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 80.660,00-TL.’nin ihbar tarihinden ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı araçta meydana gelen hasarın teminat dışında olduğunu, olayın polis memurları tarafından tutanak altına alındığını ve aracın sürücüsünün tespit edilemediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve araçtaki hasarın poliçe yürürlük süresi içinde meydana geldiği tarafların kabulündedir.
Mal sigortaları türünden olan Kasko Sigortası Genel Şartlarının teminat kapsamını belirleyen A.1.maddesine göre, gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında aracı ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsadamesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötü niyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması
veya çalınmaya teşebbüsü sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK’nun 1282.maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281.maddesi hükmü uyarınca da, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşme halinde ise, bu oluş şeklinin KSGŞ’nın A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
KSGŞ’nın A.5.maddesi ve TTK’nun 1292.maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda, davacı taraf, tanık beyanları, sürücü Ömer’in beyanları ile sürücü olduğu iddia edilen Kenan’ın alkollü olmadığına dair rapora dayanmıştır. Davacı tanığı, oğlu Kenan ile Ömer’in kendisini havaalanına bıraktığını ve havaalanı dönüşünde kazanın meydana geldiğini belirtmiş buna dair uçak bileti sunmuştur. Diğer tanık Ömer ise, aracı kendisinin kullandığını, köpeğe çarpmamak için manevra yaptığından direksiyon hakimiyetini kaybedip beriyerlere vurduğunu, paniğe kapılıp olay yerinden ayrıldığını beyan etmiştir.
Davalı … şirketi ise, kaza tespit tutanağına göre sürücünün tespit edilemediğine, sürücü olduğu iddia edilen kişide yaralanma bulunmayışına, soruşturma aşamasında alınan beyanlara, tutanak tanıklarının sürücünün kim olduğunun tespit edilemediği, Kenan’ın ise alkollü göründüğüne dair beyanlarına dayanarak sürücünün alkollü Kenan olduğunu belirterek hasar bedelini ödemekten kaçınmıştır.
Uyuşmazlık, sigortalı aracın sürücüsünün kim olduğu, olay anında alkollü olup olmadığı dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya baktığımızda sürücünün alkollü olmadığına dair rapor ile sürücü olduğu iddia edilen Kenan’ın alkollü olduğuna dair rapor bulunmaması, tanık beyanları uyarınca, davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak ihbar ettiği ispatlanamamıştır.
Bu durum karşısında, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini, sürücünün Kenan olması halinde alkollü olduğunu ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini ispat külfeti, sigortacıda bulunmakta olup sigortacı bunu ispatlayamamıştır. Sigorta şirketi poliçede yazılı limitle sınırlı olmak üzere araçta meydana gelen gerçek zarardan sorumludur.
O halde mahkemece, konusunda uzman bilirkişiden dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacı aracında meydana gelen gerçek zarar miktarı yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli biçimde rapor alınarak sonucuna karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde ispat yükünün davacıya geçtiği, davacının iddialarını ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.