YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4856
KARAR NO : 2013/17341
KARAR TARİHİ : 09.12.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline ait davalıya kasko sigortalı çekici ile dorsenin çalınması nedeniyle davalıya yapılan başvuruya rağmen sigorta bedelinin ödenmediğini belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL araç bedeli ile 1.000,00 TL iş kaybı tazminatının davalının mütemerrit olduğu tarihten itibaren işleyecek banka mevduatına uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu olayda davacının kasten ve kötü niyetli olarak rizikoya ilişkin doğru beyanda bulunma mükellefiyetini yerine getirmediğini belirtip aracın orijinal anahtarları haricinde çalıştırılamayacağını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre orijinal anahtar kullanmak suretiyle çalınma klozunun dava konusu kasko poliçesinde yer almaması ve aracın kullanılmamasından ötürü yoksun kalınan kara yönelik tazminatında kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. (6102 sayılı TTK’nun 1410, 1421. md) maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. (6102 sayılı TTK’nun 1409. md.) maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece dava konusu aracın ancak orijinal anahtarı kullanılmak suretiyle çalınmış olabileceği, aracın anahtarının davacı şirket yetkilisi tarafından sürücü …’a tevdi edilmiş olduğu ve bu şahsın denetiminde iken çalındığı, orijinal anahtarı kullanılmaksızın çalınamayacağı belirtilip, aracın orijinal anahtarı kullanılmak suretiyle çalınma klozunun dava konusu kasko poliçesinde yer almadığı bildirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacının, aracın park edildiği yerden çalındığını bildirerek polis karakoluna başvurduğu, aramalara rağmen aracın bulunamadığı, soruşturma evrakının Cumhuriyet Savcılığı’na intikal ettiği ve soruşturmanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Kasko Sigortası Genel Şartlarının 3.3.3.2.maddesinde,” çalınmış olan aracın bulunması için ilgili makamlarca yapılan araştırmalar 30 gün içinde sonuç vermediği taktirde sigortalı durumu ilgili makamlara başvur-
duğunu belgelemek suretiyle, sigortacıya bildirir. Sigorta ettiren ya da hak sahibi hakkında soruşturma açılmış ise, bu soruşturmanın tamamlanmasına kadar sigortacı tazminat ödemesini bekletebilir. Çalınmış olan taşıtın bulunması, sigorta tazminatının ödenmesinden önce olmuş ise sigortalı, taşıtı geri almak zorundadır. Sigortacı tarafından değeri ödenen taşıt, ödemeden sonra bulunursa, sigorta ettiren veya sigortalı keyfiyeti derhal sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu durumda sigortalı tazminatı ya iade eder ya taşıtın mülkiyetini sigortacıya devreder. Taşıtta çalınma dolayısıyla bir zarar meydana gelmiş ise sigortacı zararı öder” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, genel şartların gereğini yerine getirmiş olup, bundan sonra aracın bulunması halinde çözüm yolları da genel şartlarda gösterilmiştir. Rizikonun varlığını kanıt yükü sigorta ettirene, bunun teminat dışında kalan rizikolardan olduğunu kanıt yükü ise TTK’nun 1281. ( 6102 sayılı TTK’nun 1409. md.) maddesine göre sigortacıya aittir. Sigortalı tarafından aracın 2 adet orijinal anahtarı ve ruhsatı sigortacıya teslim edilmiştir. Araç sürücüsü Mustafa … hakkında açılan soruşturmada da ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Yine aracın farklı bir aracın motor kumanda kutusu ile birlikte, araç anahtarı ve kontak kilidinin çalınacak araca monte edilmesi ile de çalınabileceği, aracın üreticisi firma tarafından bildirilmiştir. Rizikonun varlığı resmi kayıtlarla sabit olup, davacı bunu kanıtlamıştır. Bildirilen rizikonun gerçekleşmediğini, inandırıcı olmadığını kanıtlama yükünün, bu aşamadan sonra davalı sigortacı üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Davalı sigortacının yaptığı araştırma sonuçları subjektif kanaatlere dayalı olup, hukuki kesinlik içermemekte ve yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu sonuçlara itibar edilmiştir.
Bu durum karşısında davalı … tarafından aracın kendi orijinal anahtarlarıyla çalındığı ve rizikonun gerçekleşmediği ispat edilemediğinden, mahkemece, hasarın teminat kapsamında olduğu kabul edilerek, işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 9.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.