YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9789
KARAR NO : 2012/3141
KARAR TARİHİ : 14.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine vergi borcundan ötürü icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu …’ın üzerine kayıtlı taşınmazlarını mal kaçırma amaçlı davalı …’e, …’nun da …’e sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … ve …’e usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece borçlu …’ın dava konusu taşınmazları kızı …’ya sattığı, …’nun da dava dışı Hasan Hüseyin’e sattığı ve devrettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, borçlu …’ın dava konusu taşınmazları kızı …’ya sattığı, …’nun da dava dışı Hasan Hüseyin’e sattığı ve taşınmazların keşif tarihinde 62.631,00 TL değerinde olduğundan bu miktar üzerinden davacıya cebri icra yetkisi tanınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Yasada öngörülen iptal koşullarının oluşması halinde, borçlular hakkında yapılmış ve kesinleşmiş icra takibinin bulunması şartıyla 3. kişi yararına yapılan tasarruf tarihine kadar doğmuş olan vergi borcunun ulaştığı miktar ve ferileri ile sınırlı olarak iptale karar verilmesi gerekir. Davacı Hazine, 2003 ve sonrası yıllara ait birikmiş
vergi borcu ile gecikme cezası toplamı kamu alacağının tahsiline yönelik olarak dava açmıştır.
O halde, tasarruf tarihi olan 07.05.2007 gününe kadar doğan ve itiraza uğramadan kesinleşen vergi borcu ve gecikme faizi belirlenmeli, gerekirse bu hususta bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli görüş alınmalı hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
2-Yasanın iptal talebinde muhatap başlıklı 25. maddesi uyarınca iptal davaları, borçlu ve borçlu ile hukuki işlemde bulunan kimseler aleyhine açılması gerekir. Bunlardan başka, borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle, bunların mirasçılarına ve kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir. Somut olayda dava konusu taşınmazlar borçlu … tarafından …’ya, … tarafından da (83 parsel dışında) Hasan Hüseyin’e satılmış olup davacı tarafça birleşen dava ile davalı …’e de davanın yönetildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ne var ki mahkemece davalı … yönünden iptal koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmamış ve olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Buna göre davalı … yönünden 6183 sayılı Yasanın iptal davasını düzenleyen 24 ve devamı maddeleri gereğince iptal şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Ayrıca kabule göre de 6183 sayılı Yasanın 31. maddesi gereğince bedelle sorumluluk halinde tazminatla sorumlu tutulacak olan kişinin tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki değeri belirlenerek bu bedelin tazmini yönünde değerlendirme yapılması gerekirken keşif tarihindeki değerin esas alınması da yerinde olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1 ve 2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA 14.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.