YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1384
KARAR NO : 2012/4925
KARAR TARİHİ : 05.06.2012
MAHKEMESİ : SÖKE İCRA MAHKEMESİ
Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık …’in İİK’nun 338, TCK’nun 52/2. maddeleri gereğince 1800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanık tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanığın hacizli de olsa taşınmazını bildirmemiş olması üzerine atılı suçun oluşumu için yeterli olduğundan taşınmazın değeri ve hacizli dosya alacaklarının miktarının saptanmasına gerek olmadığından tebliğnamedeki 2 numaralı bozma istemine iştirak edilmemiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına ve somut olayda kendisine gönderilen ödeme emrine süresi içerisinde verdiği 20.09.2010 tarihli mal beyanı dilekçesinde miktar belirtmeden sadece akdi faiz ve temerrüt faizine itiraz etmiş olması karşısında, İİK’nun 62. maddesi 4. fıkrası uyarınca itiraz edilmemiş sayılması gerektiğinin anlaşılmasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün İİK’nun 366. maddesi uyarınca isteme aykırı ONANMASINA, 05.06.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Somut olayda; Söke 1. İcra Müdürlüğünün 2010/4413 esas sırasında borçlu hakkında toplam 21.532,78 TL’nın tahsili amacıyla takibe geçilmiş, tebliğ edilen ödeme emrine borçlu tarafından süresinde faize itiraz edilmiş ve aynı itiraz dilekçesi ile İcra ve İflas Kanununun 74.ncü maddesine uygun olarak verilen mal beyanında “Adıma kayıtlı menkul ve gayrimenkul malım bulunmamaktadır.” şeklinde bildirimde bulunmasına karşın, yapılan araştırmada 204 ada 2 parsel sırasında kayıtlı 336,21 m2 yüzölçümünde arsa vasıflı taşınmazının olduğu ve üzerinde başka dosyalardan dolayı haciz şerhlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın üzerine atılı bulunan gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçu 5358 sayılı Yasa ile değişik İcra ve İflas Kanununun 338.nci maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenerek yaptırıma bağlanmıştır.
Atılı suçun oluşabilmesi için, beyanın, İcra ve İflas Kanununun 74.ncü maddesine uygun olması ve bilinerek gerçeğe aykırı beyanda bulunulması gerekmektedir.
Daha önce uzun süre icra ceza suçlarına bakan Yargıtay Yüksek 8. Ceza Dairesinin yerleşmiş kararlarına göre, hacizli malı bildirmeme gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçunu oluşturmamaktadır. (Y.8.C.D.10/6/1996, E.6834, K.8566 ; Y. 8. C.D. 21/9/1993, E. 7407, K.9084)
Buna karşın, Dairemiz uygulamalarına göre de, sanığın kastının tayini açısından bildirmediği taşınır ya da taşınmazının hacizli olup olmadığının, hacizli ise değerinin hacizli dosya alacaklarını karşıladıktan sonra bu takip dosyası yönünden alacaklıyı tatmin edebilecek bir paranın kalıp kalmayacağı hususunun saptanarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerektiği yönünde kararlar verilmiştir. (Örnek: Y. 16. H.D. 7/12/2006, 2006/5596-7861; Y.16.H.D. 17/6/2008, 2008/3132-4434; Y.16.H.D. 6/4/2009, 2009/572-Bildirilmeyen hacizli taşınmazın değerinin, diğer icra takip dosyası alacaklarını bile karşılamadığı ya da ancak karşıladığının belirlenmesi durumunda, gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçu oluşmayacağından, mahkemece bu yönde araştırma yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunu takdir etmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 05/06/2012