Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/16882 E. 2013/16740 K. 27.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16882
KARAR NO : 2013/16740
KARAR TARİHİ : 27.11.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya kaskolu aracın dava dışı …’nin idaresinde iken meydana gelen çift taraflı trafik kazası nedeniyle hasarlandığını, ancak davalının hasar bedelini ödemediğini belirterek, 11.796,00 TL hasar bedeli ile 5.476,38 TL araçtaki değer kaybının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, değer kaybının teminat kapsamında olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kaza esnasında yasal sınırın üzerinde alkollü bulunduğundan kazanın münhasıran alkol etkisiyle gerçekleşmesi nedeni ile teminat kapsamında olmayan hasardan sorumluluklarının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmesi nedeniyle hasarın teminat dışı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalıya kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin tahsiline ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nin 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin, “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit
edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Motorlu Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinde; Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nin 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Mahkemece, kaskolu araç sürücüsünün tam kusurlu şekilde kazaya sebebiyet verdiği ve olay esnasında sürücünün 0,50 promil seviyesinde alkolü olması nedeniyle aracı güvenle sevk edebilme yeteneğinin ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan 07.02.2013 tarihli bilirkişi raporu karar vermeye elverişli değildir.
Bu nedenle, mahkemece, içerisinde nöroloji uzmanının da bulunduğu bilirkişi kurulu aracılığıyla kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması ve sonucuna göre karar veril
mesi gerekirken, yetersiz nöroloji uzman görüşüne göre düzenlenen raporunun hükme esas alınarak hasarın teminat dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.