Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/301 E. 2013/17668 K. 16.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/301
KARAR NO : 2013/17668
KARAR TARİHİ : 16.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalının trafik (…) sigortacısı olduğu aracın sebebiyet verdiği kazada müvekkilinin yaralandığını ve % 11 oranında maluliyete uğradığını, davalının eksik ödeme yaptığını ileri sürerek, ıslahla birlikte 7.200,00 TL.nın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, zarar bedelinin davacı tarafa ödendiğini ve ibraname alındığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının 18.11.2009 tarihli ibraname ile davalı … gayri kabili rücu olarak tamamen ibra ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nin 111.maddesinde, yasada öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu ve tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar ve uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebileceği hükmüne yer verilmiştir. Yasanın hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir.
Somut olayda, 18.11.2009 tarihinde davacı ile davalı arasında “İbraname ve Tazminat Makbuzu” başlığı altında düzenlenen belgede; dava konusu olay nedeniyle davalı … şirketince davacıya 13.788,00 TL. tazminat ödemesi yapıldığı, sigortacının poliçe yükümlülüğünü tamamen yerine getirdiği ve bu hasar sebebiyle davalı sigortacının gayri kabili rücu olarak tamamen ibra edildiği belirtilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere bu düzenleme, davalının hukuki sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıran bir belge niteliğinde olmayıp, bu belge ile ödeme yapıldığından makbuz niteliğinde kabul edilmesi gerekir. Buna göre, dava konusu zarar sebebiyle davalı tarafından yapılan ödeme için düzenlenen belge kısmi bir ibra olup, bilirkişi raporu ile de davacının zararının tamamen karşılanmamış olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davalı … tarafından yapılan ödemeyi 18.11.2009 tarihinde alan davacı taraf, bilirkişinin hesap tarihine kadar geçen süre nedeni ile aldığı paranın yasal faizi kadar kazanım elde etmiş olup, davalının sorumlu olduğu tazminat bu hesaplamanın yapıldığı gündeki verilere göre yapılmalıdır. Zira, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacıya yapılan sigorta ödemesinin, ödeme günü ile dava konusu tazminatın hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizi de hesaplanarak, ödeme tutarı ile birlikte hesaplanan tazminattan indirilmesi gerektiği hususu Dairemizin yerleşik uygulamalarıyla da açıktır.
O halde, mahkemece, bilirkişiden güncelleme hesabı da yapılmış şekilde ek bir rapor alınıp mahsubu gereken miktar belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.