Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/8952 E. 2013/15721 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8952
KARAR NO : 2013/15721
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, müvekkillerinin desteği Hayrettin idaresindeki araç ile davalılar Yusuf ve Ali Kemal idaresindeki araçların karıştığı trafik kazasında destek Hayrettin vefat ettiğini belirterek ve fazlaya dair haklarını saklı tutarak asıl davada eş Dilber için 7.000,00.-TL, .. için 4.000,00.-TL olmak üzere toplam 11.000,00.-TL destek tazminatı, ayrıca Dilber için 3.000,00.-TL, …için 1.000,00.-TL olmak üzere toplam 4.000,00.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiş, karşı davada davacı … meydana gelen kazada aracının hasarlandığını belirterek 7.062,00.-TL hasar, 2.000,00.-TL değer kaybı ve günlük
40,00.-TL araç mahrumiyeti olmak üzere fazlaya dair haklarını saklı tutarak 8.500,00.-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, kusurlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Güneş Sigorta A.Ş. ve Ak Sigorta A.Ş. vekilleri, gerçek zarardan, kusur oranında, poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı/Karşı Davacı … vekili, kusurlu olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … A.Ş., davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı …’un % 100 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabul kısmen reddiyle, asıl davada davalılar … ve Ak Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine, davacıların desteği Hayrettin’in iş kazasında vefatı nedeni ile peşin sermaye değerinin mahsubu sonucu …’ın destek zararının bulunmaması bakımından davacı yönünden davanın reddine, davacı eş Dilber yönünden 1.126,77.-TL destek tazminatının davalı Güneş Sigorta A.Ş.’den dava, davalı …’tan olay tarihinden, ayrıca Dilber için 3.000,00.-TL, … için 1.000,00.-TL olmak üzere toplam 4.000,00.-TL manevi tazminatın davalı …’tan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, karşı davada davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalılar … ve Anadolu Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine, davalı … ve Güneş Sigorta A.Ş. yönünden davanın kabulü ile 6.952,00.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekili ve davalı …’un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kaza sonrasında kaza tespit tutanağı tanzim edilememiştir. Sözkonusu kazaya ilişkin olarak Rize Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20.12.2006 tarih, 2006/165 esas, 2006/244 karar sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu gereğince davalı sürücü … 5/8, destek Hayrettin 3/8 oranında kusurlu oldukları değerlendirilmiş, yine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılan peşin sermaye değerinin rücu talebine ilişkin İyidere Asliye (İş) Mahkemesi’nin 28.07.2010 tarih, 2009/32 esas, 2010/156 karar sayılı dosyasında alınan heyet raporunda davalı sürücü Yusuf % 62,5 (5/8), destek Hayrettin % 37,5 (3/8) oranında kusurlu oldukları belirlenmiş, sözkonusu karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2012 tarih, 2010/16505 esas, 2012/5133 karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davalı …’un % 100 kusurlu olduğu değerlendirilmiştir.
Görüldüğü gibi mahkemece hükme esas alınan raporun, birbirleri ile paralel olun Rize Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılamada alınan Adli Tıp Kurumu raporu ve İyidere Asliye (İş) Mahkemesi tarafından alınan heyet raporu ile çeliştiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporları arasındaki kusur dağılımına ilişkin çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru değildir. Bu bakımdan mahkemece; öncelikle Rize Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20.12.2006 tarih, 2006/165 esas, 2006/244 karar sayılı dosyası ve İyidere Asliye (İş) Mahkemesi’nin 28.07.2010 tarih, 2009/32 esas, 2010/156 karar sayılı dosyasının celbinden sonra, İstanbul Teknik Üniversitesi Karayolları Kürsüsü veya Karayolları trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek 3 kişilik uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin, çelişkilerin giderilmesi yönünden dinlenilen tanık beyanları, araçların modeli, kaza yeri ve çarpma noktaları değerlendirilmesi suretiyle gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
3-5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesinde; “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin, anılan Yasada, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı sonucu olarak uyuşmazlığa uygulanacak yasal düzenlemenin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi olduğu belirgindir. 26. maddedeki; “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22. maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı (Anayasa Mahkemesinin 23/11/2006 tarihli ve E:2003/10 K:2006/106 sayılı Kararı ile bu fıkrada geçen “sigortalı veya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” bölümü iptal edilmiştir) kurumca işverene ödettirilir.…İş kazası veya meslek hastalığı, 3. bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3. kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir” düzenlemesine göre; iş kazası olduğu belirlenen kazada kusurlu olanlar Sosyal Güvenlik Kurumunun rücu alacağından kusurları karşılığı sorumludur.
Peşin değer, gelecekte ödenecek gelirlerin, yaş, kesilme ihtimali ve Kurumca belirlenecek iskonto oranı dikkate alınarak hesaplanan tutarını ifade etmekte olup; davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26. maddesi, iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle yapılan ödemeler yanında, bağlanan gelirin başladığı tarihteki “ilk peşin sermaye değerinin”, maddenin öngördüğü koşullara bağlı olarak, işveren ya da üçüncü kişilerden tazmini olanağını öngörmüştür.
Bu bakımdan İyidere Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi’nin 28.07.2010 tarih, 2009/32 esas, 2010/156 karar sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davalılar … ve Güneş Sigorta A.Ş. aleyhine yöneltilen peşin sermaye değerinin rücuna ilişkin olarak açılan ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2012 tarih, 2010/16505 esas, 2012/5133 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen davada belirlenen “ilk peşin sermaye değeri”nin dikkate alınarak tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken artışlı şekilde belirlenen peşin sermaye değerine göre tazminattan indirim yapılması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı …’un sair temyiz itirazlarının reddine, (2 ve 3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı …’un vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ile davalı …’a geri verilmesine 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.