YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12528
KARAR NO : 2013/17653
KARAR TARİHİ : 16.12.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı esas ve birleştirilen davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde birleştirilen davanın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Esas ve birleşen davanın davacısı vekili, davalı borçlu … Kimya Temizlik Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı ve üzerinde fabrika binası bulunan taşınmazını 3.4.2008 tarihinde davalı …’a, Levent’in 11.11.2009 tarihinde dahili davalı …’a, onun da 13.1.2010 tarihinde dahili davalı … İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne sattığını belirterek davalılar arasındaki
tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiş; 17.1.2012 tarihli dilekçesi ile davanın bedele dönüştürülmesini, bedelin davalılardan faiziyle tahsilini, alacağın davalı … tarafından teminat olarak yatırılan 29.12.2009 tarihli 30.000,00 TL bedelli teminat mektubunun paraya çevrilerek tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı borçlu şirket temsilcisi …,dava konusu taşınmazı üzerindeki borçları ödemesi kaydı ile bedelsiz olarak davalı …’e sattığını, ancak Levent’in borçları ödemediğini, kendilerini de zor kullanarak fabrikadan çıkardığını,bu konuda ceza aldığını, satışa rağmen taşınmazın halen Levent tarafından kullanıldığını davacının haklı olduğunu beyan etmiştir.
Davalı … vekili, dava konusu taşınmazı davacının da hacizlerinin olduğu pekçok haciz ve ipotekle birlikte aldıklarını, ancak davacı süresi içinde satış talep etmediğinden mahkeme kararı ile hacizlerin kalktığını, daha sonra taşınmazı davalı …’a sattıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı … vekili dava konusu taşınmazı 800.000,00 TL bedelle aldıklarını ve ödemeyi banka aracılığıyla yaptıklarını daha sonra … İnş.Ltd.Şti’ne sattıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı … İnşaat Taah.San.ve Tic.Ltd.Şti.ticari defterlerini sunmuş savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre dava konusu taşınmaza davacı tarafından 2.5.2006 ve 4.5.2006 tarihlerinde haciz konulduğu, davalı …’in taşınmazı davacının hacizleriyle yükümlü olarak aldığı, bu durumda tasarruf işleminde davacının alacağı için zarar verme kastından söz edilemeyeceği gibi mal kaçırma ihtimalinden de söz edilemeyeceği,davacı tarafın süresinde satış talebinde bulunmaması nedeniyle haczin kaldırılmasının bu sonucu değiştirmeyeceği, çünkü davacının taşınmazın satışını isteyerek alacağına kavuşma imkanının o tarihte bulunmakta olduğunu, bir an için gerçekten işlemin ivazsız veya zarar verme kastıyla yapıldığı doğru olsa bile bunun davacı için değil taşınmaz üzerinde haczi bulunmayan başka alacaklılar için düşünüle bileceği bu ihtimalin ise davacıya dava hakkı sağlamayacağı, iptal davasının ayni bir dava değil şahsi hak sağlayan bir dava olduğu gerekçesiyle esas ve birleşen davanın
reddine karar verilmiş; hüküm, esas ve birleşen davanın davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK’nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması,iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir.Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Mahkemece davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle esas ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Somut olayda dava konusu taşınmaz üzerindeki davacının 2.5.2006 ve 4.5.2006 tarihli hacizleri eldeki davaların açıldığı 14.10.2009 ve 17.11.2009 tarihinden önce … 2.İcra Hukuk Mahkemesinin 23.12.2008 tarihinde kesinleşen 2008/587 Esas 2008/648 Karar ve 2008/588 Esas 2008/649 Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığından davanın açıldığı tarih itibarıyla davacının dava açmakta hukuki yararının varlığı kabul edilerek toplanan delillere göre davanın esasının incelenmesi ve yukarıda açıklanan şekilde dava konusu tasarrufların iptale tabi olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.