YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1307
KARAR NO : 2013/18050
KARAR TARİHİ : 19.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleten, sürücü ve trafik sigortacısı olduğu aracın yaya müvekkiline çarpması sonucu yaralanmasına neden olduğunu belirterek çalışma gücü kaybı, kazanç kaybı, estetik ameliyat giderleri için fazlaya dair haklarını saklı tuturak 1.000,00.-TL maddi tazminatın tüm davalılar, ayrıca… için 10.000,00.-TL, anne ve babası için ayrı ayrı 5.000,00.-TL olmak üzere toplam 20.000,00.-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı …Ş. vekili, kusur oranında, gerçek zarardan, poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar … ve … vekili, kusurun küçük…’de de olduğunu, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı sürücünün % 25 kusurlu olduğu kabul edilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile maddi tazminat talebinin reddine, Yaren için
2.000,00.-TL, anne ve babası için ayrı ayrı 1.000,00.-TL olmak üzere toplam 4.000,00.-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve özellikle, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve davacılar … ve … yönünden manevi tazminatın takdirinde BK’nın 47. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava Borçlar Kanunu’nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK md. 54) gereğince tedavi gideri ve çalışma gücünün kaybı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
BK’nın 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı TBK m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dosya kapsamından, davacı …’in kaza nedeniyle yaşam fonksiyonlarını ağır derecede etkileyen sağ femur ve sol tibia kırığı oluşacak şekilde yaralandığı ve iyileşme süreceğinin 6 ay süreceği anlaşılmaktadır. O halde, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalı
ların sorumluluğun niteliği, kusur oranları, davacının kaza sonucu yaralanmasının niteliği, tedavi süreci gözönünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen yaralanan … için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, düşük manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiştir.
3-Feragat HUMK’nın 91. maddesinde (6100 sayılı HMK m. 307) belirtildiği üzere iki taraftan birinin (davacının) talep sonucundan vazgeçmesidir. Davasından feragat eden davacı, bununla, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu, haktan kısmen veya tamamen vazgeçmektedir. Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yaptığı tek taraflı bir irade beyanı ile olur ve tamamlanır. Feragatin geçerliliği için, bunun davalı tarafından kabul edilmesine veya feragate muvafakat etmesine gerek yoktur. Feragat sözlü yapılabileceği gibi yazılı olarak da yapılabilir. Ancak feragat beyanının açık olması ve davacının beyanından onun gerçek amacının davadan feragat etmek olduğunun açıkça anlaşılması gerekir. Bunun yanında şarta bağlı feragat da geçerli değildir (KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B. 6, C. IV, … 2001, s. 3544-3673).
Davadan feragat, davayı geri almadan farklıdır. HUMK’nın 185/1. maddesindeki (HMK md. 123) davayı geri alma anlamında da kullanılan davadan vazgeçme ile davayı geri alan davacı, bununla talep sonucundan, yani hakkın özünden feragat etmemekte, sadece davasını geri almakta ve onu ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutmaktadır. Davadan feragat, davalının rızasına bağlı olmadığı halde, davacının davayı geri alabilmesi için davalının rızası şarttır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı asıl yargılamanın uzamaması bakımından maddi tazminat taleplerinden vazgeçtiğini beyan etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının beyanının feragat niteliğinde olmadığı HUMK’nın 185/I. maddesi anlamında geri alma olduğu dikkate alınarak yukarıda yapılan açıklamalar yönünde işlem yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nederlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2 ve 3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 19.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.