Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/16776 E. 2013/17254 K. 05.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16776
KARAR NO : 2013/17254
KARAR TARİHİ : 05.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu davalı …’nın murisi …’in kullandığı ve davalı … Sigorta tarafından trafik sigortalı motosiklet ile davalı …’in kullandığı ve … Sigorta tarafından trafik sigortalı aracın 06.10.2001 tarihinde çarpışması nedeniyle müvekkilinin yaralanarak sakat kaldığını ileri sürerek şimdilik 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 16.02.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 52.356,30 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı … vekili, kazada müvekkilinin kusurlu olmadığını savunmuş, ıslahın zamanaşımı süresi geçtikten sonra olduğu bildirmiştir.
Davalı … Şirketi vekili, davanın reddini istemiş, ıslahın zamanaşımı süresinden sonra olduğunu savunmuştur.
Davalı … …, davanın reddini istemiştir.
Davalı … Sigorta, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı sürücü …’in kazada % 75 oranında, motosiklet sürücüsü …’un % 25 oranında kusurlu olduğu, yolcu davacının kusuru bulunmadığı, davacının kaza nedeniyle %14,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği gerekçesiyle 5.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, ıslah edilen kısmın zamanaşımı nede-
niyle reddine, 3.000,00 TL manevi tazminatın davalılar … ve …’den tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava, trafik kazasından kaynaklanan maluliyet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, 16.02.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırarak 52.356,30 TL maddi tazminat istemiştir. Mahkemece davacı vekili tarafından ibraz edilen ıslah dilekçesi davalılardan … Sigorta iflas masasına usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiştir. Mahkemece öncelikle bu davalıya ıslah dilekçesinin tebliği ile sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
2) Davalılardan …’e ıslah dilekçesi tebliğ edilmiş, bu davalı ıslaha ilişkin zaman aşımı def’inde bulunmamıştır. Süresinde ve haklı olarak yapılan zaman aşımı def’i sadece onu ileri süren taraf lehine hukuki sonuç doğurur. Zamanaşımı def’inde bulunmayan davalı, diğer davalının öne sürdüğü zaman aşımı def’inden yararlanamaz. Bu nedenle, mahkemece davalı … yönünden, zaman aşımı nedeniyle ıslah edilen kısmın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
3) Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün re’sen (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına 05/12/2013 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-

Somut uyuşmazlıkta,
6.10.2001 tarihinde gerçekleşen kazada yolcu olduğu araçta yaralanan davacı tarafından, 29.4.2004 tarihinde yolcusu olduğu araç ile karşı araç sürücü ve …’i aleyhine fazlaya ilikin haklarının saklı tutulması kaydı ile 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsili istemi ile dava açılmış,
3.10.2011 tarihinde mahkemeye intikal eden ve 29.12.2011 günlü oturumda taraflara tebliğ edilen Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulunun 31.01.2011 günlü raporunda “davacının maluliyet oranının %14.3 olduğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği” mütalaa edilmiş,
Olayda yolcu olması nedeniyle kusursuz bulunan davacının Adli Tıp Raporuna göre maddi zararın belirlenmesi için yaptırılan aktüer incelemesi sonucunda düzenlenen 25.01.2012 günlü raporla davacı zararının 52.356,30 TL olduğu bildirilmiş,
Davacı vekilinin 16.2.2012 günlü ıslah dilekçesi ile dava değerinin bilirkişi raporu doğrultusunda ıslahı üzerine davalılar … ve … Anonim Türk Sigorta Şirketi ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı defini ileri sürmüş,
Mahkemece yargılama sonucunda “davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, ıslah edilen bölüme yönelik davanın zamanaşımı nedeniyle reddine” karar verilmiş,
Kararın davacı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçe ile yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun, davacı vekilinin davalılar … ve … Anonim Türk Sigorta Şirketine yönelik temyiz itirazlarının reddi ile davalı … hakkındaki kararın farklı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK 448.maddesinde “bu kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı”,
Yasanın 107/1.maddesinde de “davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar yada değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği,
Yasanın 107/2.maddesinde de “karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianını genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği” düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere “belirsiz alacak davası” yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK ile düzenlenmiş, Türk Hukuk Literatürüne girmiş yeni bir dava çeşididir.
Mülga 1086 sayılı HUMK döneminde kısmi dava olarak açılan eldeki dava, 6100 sayılı yasanın 107.maddesindeki koşulları taşıdığından belirsizlik alacak davası niteliğindedir.
Dosyada, davacının zararının HMK 107/1.maddesi hükmüne göre tam ve kesin olarak belirlendiği aktüer bilirkişi raporu, 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra alınmış olup bu halde HMK 448.maddesi hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini artırması mümkündür. HMK 107/2.maddesi gereğince yapılacak bu artırım, bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımıda söz konusu değildir.
Bu halde davacının kısmi dava olarak açtığı yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK 107.maddesinde öngörülen belirsiz alacak davası niteliğini taşıyan davada, davacının alacağı tam ve kesin olarak 25.1.2012 günlü bilirkişi raporuyla belirlendiğinden davacının raporla belirlenen bu alacağının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan talep ettiği 16.2.2012 günlü dilekçesine (ıslah) istinaden tüm davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK 448. Ve 107.maddesi hükümlerinin gözardı edilmesi suretiyle ıslahla artırılan bölüm yönünden açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin yerel mahkeme kararına, davacı vekilinin davalılar … ve … Anonim … Sigorta A.Ş’ye yönelik temyiz itirazlarının reddi ile adı geçen davalılar yönünden hükmün onammasına, diğer davalı yönünden ise farklı gerekçe ile onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.