YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8966
KARAR NO : 2012/3131
KARAR TARİHİ : 14.03.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davalılar … yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar … yönünden ise davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili süresi dışında … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu …’un üzerine kayıtlı Tekirdağ ili, Saray ilçesi Büyükoncalı mh. 779 ada, 11 parsel sayılı taşınmazı mal kaçırma amaçlı …’e sattığını, aynı yer 779 ada, 14 parsel sayılı taşınmazını …’e sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığını, satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, … ve … vekili ile …, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … ve …’a usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece dava konusu …ada, 11 parsel sayılı taşınmazın borçlu
… tarafından davalı …’ye satışı ile aynı yer 779 ada, 14 parsel sayılı taşınmazın davalı …’e satışı sırasında taşınmazların gerçek değeri ile satış değerleri arasında mislini aşan fahiş fark bulunması nedeni ile bu davalılar yönünden davanın kabulüne, dava konusu taşınmazları … ve …’den satın alan diğer davalılar …’in kötüniyetli olduklarının ispat edilememiş olduğu gerekçesiyle bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı … vekili ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı … vekili hükmü temyiz etmiş ise de temyiz süresinde yapılmamıştır. Bu nedenle süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dava konusu taşınmazlar yönünden davalı … ve …’ye yapılan satışta edimler arasında aşırı fark bulunmasına, İİK’nın 278/III-2. maddesinde edimler arasındaki aşırı farkın bağışlama hükmünde sayılıp yapılan tasarrufun iptale tabi olduğunun öngörülmesine, 3. kişi tarafından taşınmazın tasarruf tarihindeki bilirkişilerce belirlenen gerçek değerinin ödendiğinin yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamasına, edimler arasında fahiş farkın bulunduğu hallerde 3. kişinin iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceğine, ayrıca dava konusu 779 ada, 11 parsel sayılı taşınmazı davalı …’den satın alan davalılar … ve … ile borçlu arasında akrabalık, arkadaşlık veya ticari ilişki gibi borçlunun alacaklılarından mal kaçırma ya da alacaklılarını ızrar kastını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun da kanıtlanamamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin sair, davalı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava, İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece dava konusu 779 ada 14 parsel sayılı taşınmazı …’den satın alan … ve …’ın
kötüniyetli olduklarının ispat edilememiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, toplanan delillere göre varılan sonuç yerinde değildir.
Öncelikle İİK’nın 278/II. maddesi uyarınca yapılan tasarruf işleminde bedel farkı bulunduğundan bahisle iptalinin sözkonusu olabilmesi İİK’nın 278/II ve 280/I. madde hükmünün değerlendirilmesinden de anlaşılacağı üzere borçlu ile 3. kişi arasında yapılan bir tasarruf işleminin bulunmasına bağlıdır. Bu anlamda dördüncü kişi ve diğer kişiler yönünden bedel farkı başka delillerle desteklenmediği takdirde tek başına iptal nedeni sayılamaz. Dördüncü ve diğer kişiler yönünden tasarrufun iptali İİK’nın 280/I. maddesi uyarınca borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının bu kişilerce bilindiği veya bilinmesini gerektirir açık emarelerin bulunduğu hallerde sözkonusu olabilecektir. Somut olayda, davalı … ve … tanığı olarak dinlenen … dava konusu taşınmazı kendi hesabına borçlu …’dan alacağına karşılık …’in aldığını, kendisinin de …’e olan borcu nedeni ile …’e sattığını beyan etmiştir. Ayrıca aynı celse dinlenilen yine davalılar tanığı … ise …’ın eski eşi olduğu ve …’in iyi arkadaş olduklarını beyan etmiştir. Dava konusu taşınmaza ilişkin satış senetleri incelendiğinde de … tarafından …’e yapılan satışta …’i vekil olarak Meral’in temsil ettiği görülmektedir. Bu anlamda tanık beyanları, alım satım ve borç alacak ilişkileri gözönüne alındığında davalı …’in borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilebileceği kabul edilmelidir. Bunun yanında dava konusu taşınmazı davalı …’ten satın alan …’in ise yine dava konusu edilen 779 ada 11 parsel sayılı taşınmazı borçludan alan …’nin eşi olduğu, her iki taşınmazın aynı yerde bulunduğu ve …’ye yapılan satışın iptaline karar verildiği, sözkonusu sebeplerle davalı …’in de borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilebileceği kabul edilerek, davalılar … ve … yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin (isteminin) reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı veki-
linin sair, davalı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.004,57 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …’den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve …’a geri verilmesine 14.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.