Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/6964 E. 2012/1477 K. 13.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6964
KARAR NO : 2012/1477
KARAR TARİHİ : 13.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalıya ait, müvekkili şirkete trafik ve ihtiyari mali sorumluluk sigortalı aracın alkollü sürücünün kullanımında iken karıştığı kaza sonucu hasarlanan iki araç için ödenen 13.600.00 TL ve 3.900.00 TL’nın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, kazanın alkolün etkisiyle meydana gelmediğini, poliçede ihtiyari mali sorumluluk teminatı bulunmadığını, tazminat miktarının fâhiş olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 13.600.00 TL ve 3.900.00 TL’nın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik ve ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği, dolayısıyla hasarın trafik ve ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi teminatı kapsamında kalıp kalmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK.’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 4.c maddesinde de benzer hükümler yer almaktadır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.’nun 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol mikta-
rına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağı, aksi halde teminat kapsamında bulunduğu ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları).
Somut olayda; trafik, hukukçu ve nöroloji uzmanı bilirkişilerden alınan raporda, kaza anıda 0.63 promil alkollü sürücü Bilge Çağrı Sorut’un kasise hızlı girerek aracın direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu bulunduğu, alkol seviyesinin araç kullanabilme yetisini bariz şekilde etkilemiş olabileceği kanaati belirtilmiş ve bu rapora göre hüküm kurulmuş ise de, rapor yukarıdaki ilkeler uyarınca hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği hususunda değerlendirme de yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, başka etkenlerin de rol alıp almadığı hususunda, içlerinde nöroloji uzmanının da bulunduğu … veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurumlardan seçilecek yeni bir bilirkişi kurulundan ayrıntılı, gerekçeli ve denetimle açık rapor alınarak sonucu-
na göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davacı vekilinden, hangi sigorta poliçesinden ne miktar tazminat istediği hususu açıklattırılmadan ve ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi getirtilmeden karar verilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 13.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.