Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/11555 E. 2012/2439 K. 01.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11555
KARAR NO : 2012/2439
KARAR TARİHİ : 01.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi dışında davalı … vekili tarafından süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili davalı …’nun müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalı …’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiş, yargılama sırasında taşınmazın davalı … tarafından elden çıkarılması nedeniyle davasını tazminata dönüştürdüğünü beyan etmiştir.
Davalı … davanın reddini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece davalıların yakın akraba olmaları nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı … adına davayı takip eden vekili avukat …’a gerekçeli karar 16.08.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olup temyiz dilekçesi ise davalılar vekili olarak avukat … tarafından HUMK’nun 432/1. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 03.09.2010 tarihinde verilmiştir. İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılan iptal davaları aynı yasanın 281. maddesi hükmü gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğundan HUMK 176/1 maddesi ve bu fıkranın 11. bendi uyarınca bu davalarda adli ara verme söz konusu olmadığı gibi HUMK’nun 177. maddesi hükmü de uygulanmaz. Bu nedenle süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği
gibi, 1.6.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden davalı … vekilinin süresinden sonra yapılan temyiz isteminin (dilekçesinin) reddi gerekmiştir.
2-Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Tasarrufun iptali davasının ön şartı borçlu davalı hakkında yapılmış ve kesinleşmiş bir icra takibinin bulunması, davacı tarafından borçlunun aciz halini gösterir aciz belgesi ibraz edilmesi ve borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gerekir. Somut olayda alacaklı davacı tarafından borçlu davalı aleyhine İstanbul 11.İcra müdürlüğünün 2009/2242 sayılı dosyası ile takip yapılmış olduğu bu takibin İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/1081 – 1247 sayılı kararı ile İİK.nun 71/2 ve 33/a maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verildiği, davacı tarafın bu karara karşı İİK.nun 33a/2 maddesi uyarınca Kadıköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/1442 esas sayılı dosyası ile dava açmış olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davacı tarafından İİK.nun 33a/2 maddesi uyarınca dava açıldığından sonucunun beklenilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz isteminin (dilekçesinin) REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 1.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.