YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8857
KARAR NO : 2012/11055
KARAR TARİHİ : 18.12.2012
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kadastro sonucu … Köyü çalışma alanında bulunan 250 ada 11 parsel sayılı 9.966,35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle davalı … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, tapu kaydına dayanarak tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın, tarafların ayrı ayrı tutundukları tapu kayıtları kapsamında kaldığı kabul edildiği halde, önceki tarihli olduğundan söz edilerek davalı Hazinenin tutunduğu tapu kaydına itibar etmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Mahkemece, davalı Hazinenin tutunduğu 4.800,00 metrekare yüzölçümündeki 09.07.1956 tarih ve 9 sıra numaralı tapu kaydının kapsamı var ise haritasına aksi halde gayri sabit hudutlu olduğu göz önüne alınarak miktarına göre belirlenmesi gerektiği düşünülmediği gibi; davacı tarafın dayanağını oluşturan 5.640,00 metrekare yüzölçümündeki 03.08.1983 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydı, Hazinenin taraf olduğu … Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.05.1983 tarihinde kesinleşen 01.12.1982 tarih ve 1982/22 Esas, 1982/70 sayılı Kararı ile oluştuğu halde tapu dayanağı tescil ilamı ve krokisi yöntemince uygulanarak kapsamı da belirlenmemiştir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Diğer yandan mahkemece, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı, Hazinenin taraf bulunduğu tescil ilamıyla oluştuğuna göre bu kesin hüküm, davalı Hazineyi bağladığı halde, davacı tarafın tapu kaydının sırf sonraki tarihli olduğundan söz edilerek, bu nedenle Hazinenin tutunduğu tapu kaynın yanında kıymet verilmemesi yerinde değildir. O halde doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı tüm tesis ve tedavülleriyle birlikte getirtilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişi ve teknik bilirkişi huzuru ile yapılacak keşif sırasında, davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ve haritası uygulanıp kapsamı 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 20/A maddesi gereğince haritasına göre belirlenmeli, tescil krokisinin uygulama kabiliyetinin bulunmaması durumunda ise tapu kaydının hudutlarının mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi
istenilmeli, davalı Hazinenin dayandığı tapu kaydının kapsamı, doğusundaki “Eski … Yolu”ndan başlanmak üzere miktarınca tayin edilmeli; bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan davaya konu edilen taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; tarafların dayandıkları kayıtların çakışması halinde ise taşınmazın çakışan bu bölümleri yönünden, davacı tapusunun dayanağını oluşturan tescil ilamında davalı Hazinenin taraf olması nedeniyle, kesin hükme üstünlük verilmeli; tescil ilamı kapsamı dışında kalan bölümler varsa; bu bölümler de, Hazinenin dayandığı tapu kaydı kapsamında kalan yerlerin Hazine adına tesciline; tarafların tutundukları tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümlerin ise, geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, kadastro tespit tarihi itibarı ile taşınmazın öncesinin niteliği itibarı ile zilyetlikle edinmeye elverişli yerlerden olup olmadığı yöntemince araştırılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, ziraatçı bilirkişisinden çekişmeli taşınmazın bu bölümünün toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü ve tarımsal niteliğini belirtir ayrıntılı rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.