YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7652
KARAR NO : 2012/1991
KARAR TARİHİ : 22.02.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı … tarafından müvekkilinin daha önce satmış olduğu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucu meydana gelen maddi hasarla ilgili olarak hakkında yapılan icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davacının işleteni olduğu aracın, park halinde bulunan araca çarpması sonucu anılan araçta meydana gelen hasar tutarının hak sahiplerine ödendiğini, kaza sırasında sigortalı aracın sürücüsünün alkollü olması nedeniyle ödenen hasar tutarının rücuen tahsili için davacı hakkında icra takibi yaptıklarını, davacı tarafın aracın işleteninin değiştiğini bildirmediğinden sorumluluğunun devam ettiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre davacının maliki olduğu aracın satışını Karayolları Trafik Kanununun 94. maddesinde öngörülen 15 günlük süre içinde davalı trafik sigorta şirketine bildirdiğinin ispatlanamamasına göre davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmama-
sına, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 94. maddesi hükmü gereğince sigortalı motorlu aracın işleteninin değişmesi halinde işletene 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirme zorunluluğu getirilmesine, böyle bir durumda yeni işletenle sigorta sözleşmesinin devam ettirilip ettirilmeyeceği konusunda takdir hakkı sigortacıya bırakılmış olup, sigortacının durumun kendisine bildirilmesinden itibaren yine 15 gün içinde zorunlu mali mesuliyet sigorta sözleşmesini feshedebilme imkanına sahip olmasına, aynı hükümle sigorta sözleşmesinin, sigortacı tarafından fesih tarihinden 15 gün sonrasına kadar devam edeceği bir başka deyişle sigorta sözleşmesinden doğan güvencenin fesihle sona ermeyip 15 gün daha devam edeceğinin kabul edilmesine, somut olayda davacı ve davalı … arasında 14.11.2008 – 14.11.2009 vadeli zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi düzenlenmiş olmasına, davacı tarafından sözleşme süresi içinde 13.3.2009 tarihinde davalıya trafik sigortalı aracın…. Noterliğinin 19980 yevmiye numaralı araç satış sözleşmesiyle 3. kişi olan …’e satılmasına, davaya konu kazanın resmi satıştan 6 gün sonra 19.3.2009 tarihinde meydana gelmesine, dava dışı sürücü … yönetimindeki davacı aracının park halindeki … plakalı araca çarparak maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet vermesine, kaza tutanağında sürücü …’ın olayda tamamen kusurlu olup olay anında 1.16 promil alkollü olduğunun tespit edilmesine, davalı … şirketinin dava dışı 3. kişiye ait 34 AF 1174 plakalı araçta meydana gelen hasar bedelini zarar görene ödedikten sonra sigortalı … hakkında İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2009/36903 sayılı takip dosyasında 5.941,00 TL asıl alacak ve ferileri yönünden olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğinden bahisle icra takibi yapmasına, işbu davanın yapılan icra takibinin haksız olduğuna aracın olay tarihinden önce resmi olarak 3. kişiye satıldığının bu nedenle davacının zarardan sorumlu olmadığına dayanılarak açılmış bulunmasına, her ne kadar davacı vekili işleten değişikliğinin sigortacıya bildirildiğini ileri sürüp bu konuda 15.12.2010 tarihinde acente tarafından yazılan belgeyi dosyaya ibraz etmişse de aracın satışının riziko tarihinden 6 gün önce yapılmış olmasına, Karayolları Trafik Kanunu’nun 94. maddesi gereğince satışın hemen akabinde bu hususun sigortacıya bildirilmiş olması halinde dahi sigortacının bildirimden itibaren 15 günlük fesih süresinin ve fesihten itibaren dahi 15 gün daha 3. kişilere karşı sorumluluğunun devam etmesi nedeniyle taraflar arasındaki poliçenin olay tarihi itibariyle yürürlükte olduğunun ve sigortacının zarardan sorumlu olduğunun kabulünün sonucu itibariyle doğru görülmesine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Dava, zorunlu mali mesuliyet sigortası sözleşmesine dayanılarak açılan menfi tespit davasıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48. maddesinde alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasa olduğu ifade edilmiştir
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi
yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda, dava dışı araç sürücüsü … 1.16 promil alkollü olarak araç kullanırken yolun sağında park halinde duran dava dışı 3. kişiye ait 34 AF 1174 plakalı araca çarparak aracın hasarlanmasına sebebiyet vermiştir. Ancak yukarıda açıklanan ilkelere göre sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece hiç inceleme yapılmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda mahkeme tarafından …
Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek aralarında kusur, hasar ve nöroloji uzmanı bilirkişilerin bulunduğu bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli, yol ve hava durumu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilerek kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin başka unsurlarında kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.