Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/801 E. 2012/7300 K. 05.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/801
KARAR NO : 2012/7300
KARAR TARİHİ : 05.06.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Esas ve birleştirilen davanın davacısı 3.kişi şirket yetkilisi …, İstanbul 8.İcra Müdürlüğü’nün 2007/10079 Takip, Bakırköy 3.İcra Müdürlügünün 2009/3305 Talimat sayılı dosyasından 9.9.2009 tarihinde haczedilen menkuller ile 9.10.2009 tarihinde haczedilen menkuller ve kasadan alınan 800 TL’nin yetkilisi olduğu şirkete ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasını %40 tazminatın tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı şirketin borçlunun eşi ve babasına ait paravan şirket olduğunu her iki haczinde borçlunun huzurunda yapıldığını, mülkiyet karinesinin alacaklı lehine olduğunu belirterek davanın reddini, %40 tazminatın tahsilini savunmuştur.
Davalı borçluya tebligat yapılmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, dava konusu hacizlerin davacı şirketin ticaret sicil adresinde yapıldığı, davacı ile davalı borçlunun farklı tüzel kişilikler olduğu, davacı şirketin ortaklarının borçlunun eşi ve babası olmasının bu şirketteki malların haczine olanak sağlamayacağı, mahcuzlarla borçlunun ilgisinin bulunmadığı, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak kastı ile davacı şirketi kurduğu yönündeki iddiaların ticaret sicil kayıtları çerçevesinde yerinde olmadığı gerekçesiyle esasla birleştirilen davanın kısmen kabulü ile dava konusu menkul malların davacıya aidiyetiyle bu mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına, malların davacıya teslimine, şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince 3.kişi tarafından açılmış istihkak istemine ilişkindir.
1-Mahkemenin 20009/1332 E – 2009/2025 K sayılı dosyası yönünden 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 4949 sayılı Yasanın 101. maddesiyle değişik 363. maddesi hükmüne göre; Yasa’nın yürürlüğe girdiği 30.7.2003 tarihinden sonra icra mahkemelerince verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 2.000.000.000 TL.’yi geçmesi gerekir.
İİK’na 4949 sayılı Yasa’nın 102. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca da; bu parasal sınır, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerlendirme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların (on milyon TL) 10.00.YTL ‘yi aşmayan kısımları dikkate alınmaz.
2008 yılında bu parasal sınır 3.600,00 TL olarak uygulanmıştır. Öte yandan 20.11.2007 gün ve 27060 sayılı Resmi Gazetede ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 387 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 2008 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı % 12 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2009 yılında icra mahkemelerince istihkak davaları sonucunda verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 4.030,00 TL.’sini geçmesi gerekir.
Somut olayda, temyiz konusu dava değeri (mahcuzların değeri alacak miktarından daha düşük olduğundan mahcuzların değerine göre) 1.920 TL dir.
Bu durumda hüküm mahkemenin 2009/1332 E – 2009/2025 K sayılı dosyası yönünden kesin nitelik taşıdığından anılan dosya yönünden davalı alacaklı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2-Birleştirilen dava yönünden ise; Dava konusu 9.9.2009 ve 9.10.2009 tarihli hacizler davacı 3.kişinin ticaret sicil adresinde yapılmış ise de borçlunun her iki hacizde de hazır bulunduğu anlaşıldığından İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup aksinin kesin ve güçlü delillerle davacı 3.kişi tarafından ispatlanması gereklidir. Davacı 3.kişi delil olarak ticaret sicil ve vergi kaydı, kira sözleşmesi, fatura, SSK ve banka kayıtları, hazırlık dosyası ile tanık deliline başvurmuş ise de davacı tarafından sunulan faturalardan biri hariç diğerlerinin tamamının borçtan sonra düzenlendiği, borçtan önce düzenlenen faturanın ise davacı şirket adına olmadığı anlaşıldığından karine aksi bakımından kesin ve güçlü delil olarak kabulü mümkün görülmediğinden davacıya mal satan kişilerin beyanlarının da bu nedenle hükme esas alınması isabetli görülmemiştir. Ticaret sicil ve vergi kayıtlarından davacı 3.kişi şirketin takip konusu borçtan iki ay önce 20.10.2006 tarihinde borçlunun babası ve eşi tarafından haciz adresinde kurulduğu, davalı borçlunun ise davacı 3.kişi şirket ile aynı ismi taşıyan Global Dış Ticret Müşavirliği adı altında 11.7.2002 tarihinde faaliyete başladığı 1.12.2005 tarihinde adres değişikliği yaparak … Merkez Mahallesi … caddesi No:… adresine nakil gittiği, 8.4.2008 tarihli haciz tutanağından ise borçlunun ticaret sicil adresini terk ettiği anlaşılmaktadır. Davacı şirket yetkililerinin ev adresleri ile borçlunun 2.12.2005 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ev ve işyeri adreslerinin aynı olduğu görülmektedir. Herne kadar davalı borçlu dava dışı … şirketinde SSK’lı olarak gözükmekte ise de davacının delil olarak sunduğu banka hesap hareketlerinden 2007-2008 yıllarında davacı 3.kişi şirket yetkilisi … ile borçlu ve borçlunun SSK’lı olarak gözüktüğü, davacı 3.kişi şirket yetkilisinin de ortağı olduğu … Endüstri Ltd Şirketi arasında yoğun para transferlerinin olduğuda görülmektedir. Davacı 3.kişi şirket yetkilisi dava dilekçesinin 4.bendinde açıkça borçlunun kredi
kartı, vergi ve SSK borçlarını üstlenerek kısmen ödediğini kısmen de taksitlendirdiği belirttiğinden davacı ile borçlunun birlikte çalıştığı gelir ve giderlerinin ortak olduğunun kabulü gereklidir. Yine 9.10.2009 tarihli haciz sırasında borçlunun kolundaki saat haczedilmiş davacı 3.kişi tarafından davakonusu saatle ilgili hiçbir delil sunulmamasına rağmen mahkemece saatle ilgili istihkak davasının da kabul edilmiş olması dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun görülmemiştir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olan mülkiyet karinesinin aksinin davacı 3.kişi tarafından ispatlanamadığı, davacı ile borçlu arasındaki organik bağ nedeniyle 3.kişinin istihkak iddiasının muvazaaya dayandığı bu nedenle 3.kişinin istihkak davasının birleşen dava yönünden reddine karar verilmesi gerekirken mevcut dosya kapsamı ve delil durumuna uygun düşmeyen gerekçe ile birleştirilen davanın kabulü isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm mahkemenin 2009/1332 E – 2009/2025 K sayılı dosyası yönünden kesin nitelik taşıdığından anılan dosya yönünden davalı alacaklı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle birleştirilen dava yönünden davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 5.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.