Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/8242 E. 2012/1111 K. 06.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8242
KARAR NO : 2012/1111
KARAR TARİHİ : 06.02.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, … İcra Müdürlüğü’nün 2009/1090 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Kandıra İcra Müdürlüğü’nün 2009/25 sayılı Talimat dosyasında yapılan 24.01.2009 ve 21.04.2009 günlü hacizlere konu 5 adet X-Ray cihazı ve diğer kabloların… F Tipi tutukevi ve müşterek tesislerinin yapım işi sırasında hak edişlerinin ödenerek mülkiyetinin davacı üçüncü kişiye geçtiğini, İİK’nun 82/1. maddesi gereğince Devlet malı olması nedeni ile haczinin mümkün bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, şikâyetin 7 günlük yasal süresi içinde yapılmadığını, dava konusu haciz adresinde muhtelif menkullerin, bu arada dava konusu eşyaların da haczedildiğini, bunların mülkiyetinin takip borçlusuna ait olduğunu, davacının sunduğu faturaların mahcuzlara uymadığını, taşınır mülkiyetinin geçmesi için eşyanın teslimi şartının da aranması gerektiğini, edimlerin yerine getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.

Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu mahcuzların hak ediş bedellerinin ödenmesi ile mülkiyetinin davacıya geçtiği, Devlet malı olan şeylerin haczine yönelik şikayetin süreye tabi olmaksızın ileri sürülebileceği“ gerekçesi ile şikayetin kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1086 sayılı HUMK’nun 76. (6100 sayılı HMK’nun 33.) maddesi uyarınca Türk hukukunu re’sen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.
Bu ilke ışığında, dava dilekçesi içeriğindeki anlatımdan ve talep sonucundan uyuşmazlığın, üçüncü kişinin ileri sürdüğü istihkak iddiasına ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
İstihkak davaları ise İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir ve buna uygun olarak tarafların uyarılı davetiye ile duruşma gününden haberdar edilerek öncelikle taraf teşkilinin sağlanıp, kendilerine davayı takip etme ve delillerini sunma imkânının verilmesinden sonra 1086 sayılı HUMK’nun 511–376, 377 (6100 sayılı HMK’nun 321.) maddesine de uygun biçimde davaya ilişkin son diyeceklerini bildirme olanağının da tanınması gerekir.
Bununla birlikte tabi olduğu yargılama usulü nedeni ile bu tür davalar, dava değeri üzerinden (başlangıçta ¼’ü peşin alınmak üzere) Harçlar Kanunu’na göre hesaplanacak nispi karar ve ilam harcı ile karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT tarifesi uyarınca hesaplanacak nispi vekâlet ücretine tabidir.
Dava değeri de hacizli malın değeri ile alacak miktarından hangisi az ise ona göre belirlenir.
Somut olayda davalı borçlunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirsiz olduğundan davaya dâhil edilmesi, taraf teşkilinden sonra toplanacak tüm delillere göre bir karar verilmesi, bu arada dava konusu elektrik kabloları ile ilgili açılmış bir başka istihkak davası olduğundan bu dosyanın akıbetinin araştırılarak gerektiğinde sonucunun beklenmesi gerekir.
Öte yandan yargılama sonucunda istihkak iddiası yerinde görülürse (davacı taraf harçtan muaf ise de) nispi karar ve ilam harcı davanın açılmasına neden olan alacaklı tarafa yükletilmelidir.

Belirtilen tüm bu hususlar gözetilmeden davanın şikâyet başvurusu olarak nitelendirilmesi ve son oturumda taraflarca takip edilmeyen davanın işlemden kaldırılması yerine yokluklarında karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Kabule göre de; talep ile bağlılık kuralı gereğince dava konusu yapılan mahcuzlarla sınırlı olarak karar verilmesi yerine hacze konu tüm mahcuzları kapsayacak şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
2-Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 6.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.