Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/8703 E. 2012/10986 K. 18.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8703
KARAR NO : 2012/10986
KARAR TARİHİ : 18.12.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kullanım kadastrosu sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 916, 943, 944, 947, 948, 950 parsel sayılı 2524.21, 3394.60, 2987.25, 5838.96, 7230.23 ve 1680.79 metrekare yüzölçümünde, tarla vasıflı taşınmazlardan 916 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 1985 yılından beri … evlatları …, …, …, … ve …’ın kullanımındadır”, 943 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 1987 yılından beri … oğlu …’ın kullanımındadır”, 944 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 1970 yılından beri… oğlu …’ın kullanımındadır”, 947 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 1981 yılından beri …oğlu …ın kullanımındadır”, 948 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 1985 yılından beri … oğlu …’ın kullanımındadır”, 950 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 1985 yılından beri … oğlu …’ın kullanımındadır şerhi verilerek Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, taşınmazların fiili kullanıcısının kendisi olduğunu ve taşınmazların yüzölçümlerinin eksik tespit edildiğini ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın husumet nedeniyle reddine ve çekişmeli 916, 943, 944, 947, 948 ve 950 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Yasa’nın Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir. 3402 sayılı Yasa’nın, 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4/1. maddesi “6831 sayılı Orman Kanunu’nun 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi ile 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri
kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği hükme bağlanmıştır. Kadastro tespitine itiraz davalarında davalı sıfatı, kadastro tutanağının mülkiyet hanesinde adı yazılı tesbit malikleri ile varsa tutanağın beyanlar hanesinde yararına şerh yazılan kişi ya da kişilere aittir. Somut olayda davanın, tesbit maliki olan Hazine’ye ve lehine zilyetlik şerhi olan şahıslara yöneltilmesi gerekirken yalnızca Kadastro Müdürlüğü davalı gösterilmiştir. Ne var ki, dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Kadastro Müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Davacının somut olayda, tespit maliki olan Hazine yerine Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermek şeklindeki yanılgısı, temsilcide hata niteliğindedir. Temsilcide hata halinde doğru hasıma dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf koşulunun sağlanabileceği Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarından olup, hüküm gününde yürürlükte bulunan 6100 sayılı H.M.K.’nun “tarafla İradi Değişiklik” başlığını taşıyan 124. maddesi ile, temsilcide yanılgı hali de düzenlenmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece, davacıya davasını tespit maliki Hazineyi ve lehine zilyetlik şerhi verilen şahıslara yönlendirmesi için imkan tanımalı, bundan sonra adı geçenlere dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ ettirilip taraf teşkili sağlanmalı, taşınmazlar başında keşif yapılıp mahalli bilirkişi, tespit bilirkişileri ve zilyetlik tanıklarının beyanlarına başvurulmak suretiyle taşınmazların fiili zilyetlik durumu belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı görülen hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.