Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/12121 E. 2012/1977 K. 22.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12121
KARAR NO : 2012/1977
KARAR TARİHİ : 22.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu…aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu şirket hisselerini davalılara devrine ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … ve …vekili ile davalı … davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kesin aciz vesikası sunulmadığı, haciz tutanağı sunulmuş ise de borçlunun başkaca malvarlığının bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, haciz tutanağı sunulmuş olmasına rağmen borçlunun başkaca malvarlığının bulunduğundan dolayı aciz belgesi olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
1-Tasarrufun iptali davasının koşullarından biri davacının gerçek bir alacağının mevcut olmasıdır. Davalı borçlu tarafından davacı alacağının muvazaalı olduğunun ileri sürülmüş olmasına rağmen davacı tarafından bu hususa açıklık getirilmediği gibi alacağın kaynağına yönelik bir delil de sunulmamıştır. Mahkemece bu husus üzerinde durularak davacı alacağının gerçek bir alacak olup olmadığı konusunda gerekirse kayıt ve belgeler üzerinde de inceleme yaptırılarak
araştırma yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
2-İİK’nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında davacı alacaklı tarafından kesin veya geçici aciz belgesinin ibraz edilmesi gerekir. Somut olayda davacı tarafından dosyaya kesin aciz belgesi ibraz edilmemiştir. Sunulan haciz tutanağı da yazılı gerekçelerden ötürü aciz belgesi niteliğinde görülmemiştir. Ancak davalı borçlunun hissedarı olduğu şirketteki payının değeri ve şirket sermayenin ödenip ödenmediği yolunda bir araştırma da yapılmamıştır. Bu nedenle borçlunun aciz halinin bulunmadığı kesin olarak belirlenmeden yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.