Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/6601 E. 2013/6698 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6601
KARAR NO : 2013/6698
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan, 251 ada 1 parsel sayılı 16.846,17 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz … tarafından kullanıldığı ancak lehine zilyetlikle iktisap şartları gerçekleşmediğinden Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmazın adına tescil edilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişme konusu taşınmazın davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava Hazine adına tarla niteliği ile tespit edilen taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenine dayanarak tespitin iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Böyle bir taşınmazın iktisap edilebilmesi için; 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesi uyarınca; taşınmazın niteliğinin tarım arazisi olması ve kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunludur. Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemleri yapılmış ise bu işlemlerin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. O halde, sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait (1980, 1990 ve 2010 yılları) stereoskopik hava fotoğraflarının dosya arasına konulması ve bu fotoğrafların uzman fen bilirkişilerince stereoskopla incelenmesi gerekir. Stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmazın çekim tarihindeki sınırlarının ve niteliğinin belirlenebilmesi, bu yolla ekilmeyen alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. Mahkemece uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan ve doğru yere ait uydu ve hava fotoğrafları getirtilerek açıklandığı şekilde inceleme ve değerlendirme yapılmadığı gibi keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın tarım arazisi olarak davacı tarafından kullanıldığını beyan ederken, ziraat bilirkişisi taşınmazın ham toprak vasfında olduğunu rapor etmiştir. Mahkemece bu çelişki giderilmeden çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve davacı lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulması isabetsizdir. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığı’ndan tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalıdır. Bundan sonra, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu, orman mühendisi ile jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetleri aracılığıyla yapılacak keşifte, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle inceleme yaptırılmalı, temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları değerlendirilmeli, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenerek çelişki olması halinde bu çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu vasıtasıyla taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı hangi tarihte imar-ihyaya başlandığı, tamamlandığı ve zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü hususları özellikle irdelenmeli, taşınmazın komşu parselinin orman olması nedeniyle çekişme konusu yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususu değerlendirilmeli, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 13.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.