YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5039
KARAR NO : 2010/3776
KARAR TARİHİ : 25.05.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı Abdulah …, 01.05.2003 tarihli dava dilekçesi ile kadastro sonucu davalı … adına tespit edilen 253 ada 7 parsel sayılı taşınmazın, tapu kaydının iptali ile murisi olan babası … adına tapulu ve tapusuz bulunan taşınmazların, tüm mirasçılar adına tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında diğer mirasçılar da davaya dahil edilmişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) ve (E) harfleri ile gösterilen bölümlerinin tapusunun iptali ile … … mirasçıları adına tapuya tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ile davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmaması ve taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A) ve (E) harfleriyle gösterilen bölümleri dışında kalan kısmının davalı …’in tutunduğu Eylül 1997 tarih 1 ve 2 sıra numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının anlaşılmasına göre, davacı …’in bu bölümlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı … ile davalı …’in çekişmeli taşınmazın (A) ve (E) bölümlerine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davalı … bu bölümler için Eylül 1997 tarih 3 sıra numaralı tapu kaydına, davacı … ise, çekişmeli taşınmazın murisi …’den intikal ettiği ve tüm mirasçılara ait bulunduğu iddiasına dayanmaktadır. Davalının tutunduğu Ağustos 1960 tarih 4 sıra numaralı sıra numaralı tapu kaydının öncesinde taşınmazın, davacının babası … …’e aitken, onun ölümünden sonra Mazgirt Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.05.1992 tarih 990/29 sayılı ortaklığın satış yoluyla giderilmesine ilişkin Kararı uyarınca yapılan ihale sonucu mirasçılardan … … tarafından satın alındığı, 11 Haziran 1996 tarih 2 sıra numaralı kayıtla … …’e satış yoluyla intikal ettiği ve 17 Eylül 1997 tarih 3 sıra numaralı kayıtla yine satış yoluyla davalı … adına tapuya tescil edildiği; tapu kaydına göre taşınmazın ihale sonucu, 4.500 metrekare yüzölçümlü olarak satıldığı ve kaydın bu şekilde tedavül ettiği, ihale yoluyla satışın yapıldığı 1992 yılı ile kadastro tespitinin yapıldığı tarih arasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinmeye imkan sağlar sürenin de geçmemiş bulunduğu anlaşıldığından, tapu kaydı miktarıyla geçerli olup, kayıt miktar fazlası üzerinde davalı …’nın bir … bulunmamaktadır. Mahkemenin, satışa konu izalei-i şüyu kararının iade-i muhakeme yoluyla kaldırılması ve Ağustos 1960 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydında ortaklığın yeniden satış yoluyla gidermesine karar verilmesi karşısında … … adına tescilin yolsuz hale geldiği ve bunu bilebilecek durumda olan davalı …’nın iyiniyetli sayılamayacağının kabulünde isabet bulunmamaktadır. Sözü edilen ortaklığın giderilmesi davasında ve iade-i muhakeme aşamasında verilen kararda davalı … taraf değildir. … …, taşınmazı 1997 yılında almış; ancak, Sulh Hukuk Mahkemesinin son kararı ise 2000 yılında verilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesinin iade-i muhakeme talebinin kabulü ile Ağustos 1960 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydında ortaklığın satış yoluyla yeniden giderilmesine karar verdiği 19.12.2000 tarihinde, Ağustos 1960 tarih 4 sıra numaralı kayıt artık işleme tabi bir kayıt olmaktan çıkmış, tedavül görerek Eylül 1997 tarih 2 sıra numarasını almıştır. Bu haliyle söz konusu kararın infaz kabiliyeti olmadığı gibi, bu karar, davada taraf olmayan … … açısından da hüküm ifade etmemektedir. Kaldı ki, davalı …’nın, bizzat davacının da katıldığı ve ihale iki kez üzerinde kalmasına rağmen ihale bedelini ödememesi nedeniyle yapılan üçüncü ihalede davacının kardeşi … … tarafından satın alınan taşınmazı Haziran 1996 tarih 2 sıra numaralı tapu kaydı ile satın alan … …’ten yine satış yoluyla 1997 yılında satın almasında, kötüniyetli olduğunu kabule imkan yoktur. Hal böyle olunca mahkemece çekişmeli taşınmazın (A) ve (E) bölümlerinin davalıya ait tapu kaydının miktarına göre kapsamında kalan 4.500 m2 miktarındaki bölümünün, (E) bölümünün güneyinden başlamak suretiyle tespit edilip bu bölüme ilişkin davanın da reddine, (A) ve (E) bölümlerinin geriye kalan kısmının ise … çocuklarının aynı anneden doğmadığı, bir kısmının annesinin …’nin resmi eşi …, diğerlerinin ise gayriresmi eşi … Özbay’dan doğduğu dikkate alınarak doğru veraset ilamına göre … mirasçıları adına tesciline karar vermek gerekirken, dosya kapsamına yanlış anlam yüklenerek yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile çekişmeli taşınmazın fenni bilirkişi raporunda (A) ve (E) harfleriyle gösterilen bölümlerine ilişkin hükmün BOZULMASINA, 25.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.