YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7141
KARAR NO : 2013/7111
KARAR TARİHİ : 24.06.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda … Köyü’nde bulunan 116 ada 5, 128 ada 6 ve 11 parsel sayılı sırasıyla 2483,68, 1224,19 ve 372,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu belirtilmek suretiyle … oğlu … … adına tescil edilmiştir. Davacı …, miras yoluyla gelen hakka dayanarak taşınmazların miras bırakanı … oğlu … adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların miras bırakan … oğlu … ‘den intikalen geldiği, ölümünden itibaren davalıların miras bırakanı ve oğlu … tarafından kullanıldığı ve ölüm tarihi olan 2007 yılına kadar lehine 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesi koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli olmadığı gibi varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davalı taraf, taşınmazların ortak miras bırakandan kalmadığını, babaları tarafından üçüncü kişiden satın alındığını ileri sürerek senet ibraz ettiği halde, bu senet uygulanmamış, murisin ölüm tarihi itibariyle tereke elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olup ayrıntıları 26.05.1954 tarih 7/17 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.12.2011 tarih 2011/16-709 Esas, 2011/735 sayılı kararında belirtildiği üzere elbirliği mülkiyetine tabi tereke üzerinde mülkiyet gibi zilyetlik de diğer mirasçılara intikal edeceğinden, miras ilişkisi devam ettiği ve taksim olmadığı takdirde bir mirasçının sürdürdüğü zilyetlik diğer mirasçılar adına sürdürülmüş sayılıp mirasçılardan biri tarafından sürdürülen bu zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın iktisap sağlamayacağı göz ardı edilerek hüküm kurulmuştur. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, mahallinde yeniden keşif yapılmalı; keşfe katılacak yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı, davalılar murisi … tarafından üçüncü kişiden satın mı alındığı yoksa ortak miras bırakan … oğlu … …’den mi intikal ettiği, ortak miras bırakan … oğlu … ‘den intikal ise mirasçıları arasında tüm mirasçıların katılımı ile geçerli ve rızai bir taksim olup olmadığı, varsa her bir mirasçının payına hangi taşınmazın düştüğü, taşınmaz almayan mirasçısı varsa miras payına karşılık ne aldığı gibi hususlar tek tek sorulup saptanmalı, beyanlar arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, mirasçılar arasında taksim yapılmış ise yapıldığı tarihten itibaren iştirakin çözüleceği ve zilyetlikle edinme koşullarının işleyeceği, taksim yapılmadığının tespiti halinde davacının diğer mirasçılara karşı miras payının adına tescili istemi ile dava açabileceği göz önünde bulundurularak karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.