Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/9365 E. 2013/8758 K. 23.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9365
KARAR NO : 2013/8758
KARAR TARİHİ : 23.09.2013

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : 3402 SY’NIN 41.MD.Sİ UYARINCA YAPILAN DÜZELTME İŞLEMİNİN KALDIRILMASI
KANUN YOLU : KANUN YOLU

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi uyarınca re’sen yapılan düzeltme işlemi sırasında Karşıyaka Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda … ile müşterekleri adına kayıtlı olan … ada … parsel sayılı taşınmazın, 28.440 metrekare olan yüzölçümünün 24.014,51 metrekare olarak düzeltilmesine karar verilmiştir. Davacılar … ve müşterekleri, düzeltme işlemi sırasında kendilerine ait taşınmazdaki eksilmenin davalı …’a ait Benekli Köyü … parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro Müdürlüğünce düzenlenen 20.05.2011 tarihli “teknik hatalar düzeltme formu”nda Benekli Köyü … parsel sayılı taşınmaz ile Karşıyaka Mahallesi … ada … parsel sayılı taşınmazın sınırları arasında, paftaların kenarlaştırılmasından kaynaklanan binme olduğu, bu hatanın Karşıyaka Mahallesinde 1985 yılında yapılan kadastro sırasında, Benekli Köyünde 1976 yılında yapılan kadastro sınırlarının, kullanılan ölçü teknikleri farklılığı ile dönüşüm noktası bulunmaması sonucu dikkate alınamamasından kaynaklandığı; ortada mükerrer kadastro değil, teknik hata bulunduğu belirtilmiş ve … ada … parsel sayılı taşınmazın ekli planda (A) harfi ile gösterilen kısmının iptali ile yüzölçümünün 24.014,51 metrekare olarak düzeltilmesine karar verilmiştir. İkinci kadastro yasağını düzenleyen 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22. maddesi “Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Kanunu’nun 1026. maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edilir.” hükmünü havidir. Bu hüküm uyarınca, daha önce kadastrosu yapılan bir taşınmazın yeniden kadastroya tabi tutularak tapuya tescil edilmiş olduğunun anlaşılması halinde, ilk yapılan kadastro çalışmasına itibar edilir. Kadastro veya tapulama çalışmaları sırasında yapılan teknik bir hata sonucu taşınmazlar arasında binmeler meydana gelmesi ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun
2013/9365 – 2013/8758 22. maddesi kapsamında bir “mükerrerlik” halini değil, aynı yasanın 41. maddesinde düzenlenen teknik hata halini oluşturur. Yasanın 41. maddesi kapsamında meydana gelen teknik hataların düzeltilmesi prosedürü ise, idarenin re’sen ya da ilgililerin talebi üzerine düzeltme yapması ve 30 gün içinde Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılmaması halinde, tapu kaydına düzeltmenin işlenmesi şeklindedir. Mükerrer kadastro, zemindeki aynı taşınmaz bölümünün, her iki kadastro çalışmasında da sınırlandırmaya tabi tutulması durumudur. Teknik hata halinde ise zemindeki taşınmaz gerçekte iki kez sınırlandırılmamakta, ancak yapılan teknik hatalar nedeniyle pafta üzerinde sınırlar çakışmaktadır. O halde, mükerrer kadastrodan bahsedebilmenin ilk koşulu; taşınmazlardaki iç içe geçme durumunun teknik bir hatadan kaynaklanmıyor olmasıdır. Taşınmazlarda, ölçü, hesaplama, sınırlandırma ve tersimat hatalarından kaynaklanan iç içe geçme durumu var ise, hu husus mükerrerlik olarak değerlendirilemez ve hatanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesine uygun şekilde düzeltilmesi gerekir.
Yukarıda yer alan açıklamalar karşısında, somut olayda, doğru bir sonuca ulaşabilmek için taşınmazlar arasındaki iç içe geçme sorunun teknik bir hatadan mı, yoksa mükerrer kadastrodan mı kaynaklandığının tam olarak belirlenmesi zorunludur. Ne var ki mahkemece, taşınmazlar arasındaki iç içe geçme halinin hangi sebepten kaynaklandığı hususunda yöntemine uygun bir araştırma yapılmamış; bu husus, açıklığa kavuşturulmamıştır. Hal böyle olunca, mahkemece sağlıklı bir karar verilebilmesi için öncelikle, dava konusu taşınmazların ilk kadastro tespitlerine ait ölçü krokileri, ölçü ve hesap çizelgeleri, paftaların oluşumunda esas alınan diğer belgeler ile her iki köy arasındaki çalışma alanı sınırlarını belirleyen haritalar, ilk tesis kadastrosunun yapıldığı tarihlere en yakın tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları, taşınmazın son halini gösteren uydu fotoğrafları ile varsa ortofotolar getirtilmeli; bundan sonra mahallinde harita ya da jeodezi mühendisi bilirkişi, yerel bilirkişiler ve varsa taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, uzman fen bilirkişisinden, getirtilen hava fotoğrafları ile uydu fotoğrafları ve ortofotolar üzerine her iki taşınmazı gösterir şekilde ilk tesis kadastrosuna ait pafta haritalarını çakıştırması istenmeli; gerektiğinde, zemindeki sabit yapı ve tesislerin belirlenmesi için yerel bilirkişi ve tanık sözlerinden yararlanılmalı, paftaların ölçü krokilerine uygun şekilde tersim edilip edilmediği tespit edilmeli, ilk tesis kadastrosuna ait ölçü krokilerinde sabit bir sınır ya da yapı bulunup bulunmadığı incelenerek, varsa halen zeminde mevcut olup olmadığı belirlenip harita üzerinde yeri işaretlenmelidir. Açıklanan şekilde yapılacak yöntemine uygun araştırma sonucunda uzman fen bilirkişisinden, sorunun mükerrer kadastrodan mı yoksa teknik hatadan mı kaynaklandığı, başka bir ifadeyle hatanın, sınırların teknik hata nedeniyle pafta haritalarında farklı gösterilmesinden mi yoksa aynı taşınmaz bölümünün kadastro çalışmaları sırasında iki defa ölçülmesinden mi kaynaklandığı hususlarında teknik ve bilimsel verilerle desteklenip gerekçelendirilmiş ayrıntılı rapor alınmalıdır. Farklılığın Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi kapsamında teknik hatadan kaynaklandığının belirlenmesi halinde, kadastro müdürlüğünce verilen düzeltme kararının isabetli olup olmadığı tartışılmalı, yanlışlık varsa mahkemece, bu yanlışlıkları ortadan kaldıracak şekilde düzeltme kararı tesis edilerek taşınmazların bu şekilde tescillerine karar verilmeli; sorunun teknik bir hatadan değil, mükerrer kadastrodan kaynakladığının anlaşılması halinde ise, 3402 sayılı Yasa’nın 41. maddesi çerçevesinde verilen düzeltme kararının, kadastro müdürlüğü tarafından Yasanın 22/1. maddesi uyarınca (mükerrer kadastro) işlem yapılması gereğine değinilerek, iptaline karar verilmelidir. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmaksazın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde
2013/9365 – 2013/8758 hüküm tesisi isabetsizdir. Davacıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 23.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.