Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/6151 E. 2013/6725 K. 14.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6151
KARAR NO : 2013/6725
KARAR TARİHİ : 14.06.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 144 ada 10 parsel sayılı 2565,84 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edilmiştir. Davacı …, çekişmeli parseli davalıdan satın aldığını belirterek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın öncesinin davacı …’a ait olduğu uyuşmazlık konusu olmayıp, Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davalı …’e mirasen intikal ettiği, …’ın ise bu taşınmazı davacıya satış yolu ile devrettiği, satış senedinin dava konusu taşınmazı kapsadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilip davaya karşı diyecekleri, savunması ve delilleri belirlenmeksizin yargılama yapılıp karar verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anaysasının 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. Adil yargılanma hakkının garantileri arasında “aleni yargılama ilkesi” ve “hukuki dinlenilme hakkı” da yer almaktadır. Anılan prensiplerin amacı, yargılama sürecini ve kararın verilişini kamu denetimine açık tutmak suretiyle adaletin yerine getiriliş biçimini görünür kılmak, kamu eliyle karar verme sürecini denetleyerek kişinin adil yargılanma hakkını güvence altına almak ve adalete güveni korumaktır. Buna rağmen yazılı şekilde karar verilip esas hakkında hüküm kurulması “hukuki dinlenilme hakkının” da ihlalini teşkil eder. Somut olayda; Mahkemece davalı taraf usulüne uygun şekilde duruşmaya çağırılmadığı gibi, kendisine savunma ve delillerini sunma imkanı da verilmemiştir. Bu şekilde usul hükümleri bertaraf edilerek karar tesisi isabetsizdir.
Hal böyle olunca, mahkemece davalı adına yeniden tebligat yapılıp davaya karşı diyecekleri sorulduktan ve varsa delil ve savunmaları toplandıktan sonra tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı tarafın temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 13.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.