YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5681
KARAR NO : 2013/6830
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dava konusu … Köyü 101 ada 79 ve 80 parsel sayılı 926.58 ve 276,35 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, kazandırıcı zamanaşamı zilyetliği nedeniyle 101 ada 79 parsel …, 101 ada 80 parsel ise 1/2’şer hisse ile … ve … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, dava konusu 101 ada 80 parselin tamamı ile 101 ada 79 parselin samanlık olan bölümünün kök muris …’e ait olduğu ve kök muris tarafından 1989 yılında kendisine hibe edildiği iddiasıyla adına tescili talebi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 101 ada 79 parsel sayılı taşınmazın üzerinde fiziken samanlık bulunmadığı, dava konusu 101 ada 80 parsel sayılı taşınmazın ise davacı ve davalının annesi olan …’den 1/4 payının davacıya, 1/4 payının ise babaları olan …’e intikal ettiği ve …’in taşınmazlardaki 1/4 payını davacıya hibe ettiği ve böylece davacının taşınmazda 1/2 payının bulunduğu kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı, dava konusu taşınmazların evveliyatının babası …’e ait olduğunu ve annesi … ile ilgisinin bulunmadığını iddia etmiş ve yargılama aşamasında 25.02.1989 tarihli hibe senedine dayanmış ve dava konusu taşınmazların bu senette yer alan ve tamamı kök muris … tarafından kendisine hibe edilen Bahçekıyı mevkiindeki taşınmazlar olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu ve miras bırakan … tarafından dava konusu taşınmazların davacıya hibe edilip edilmediği ve eğer hibe edilmişse tamamının mı yoksa 1/4’nün mü hibe edildiği noktasındadır. Mahkemece davacının dayandığı hibe senedi yöntemince uygulanmadığı gibi, dava konusu taşınmazların öncesinin tarafların ortak murisleri …’ye mi yoksa …’e mi ait olduğu hususunda mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişki de giderilmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar ve taraf tanıkları huzuru ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların tarafların ortak murisleri …’ye mi yoksa …’e mi ait olduğu sorulmalı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki çıkarsa bu çelişki yüzleştirme yapılarak giderilmeli ve dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu kesin olarak belirlenmeli, daha sonra kök muris … tarafından düzenlenen 25/02/1989 tarihli hibe senedinde belirtilen … mevkiindeki taşınmazların dava konusu taşınmazlar olup olmadığı mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorulmalı, bu şekilde dava konusu taşınmazların hibe senedi kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.