YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4628
KARAR NO : 2011/3661
KARAR TARİHİ : 20.06.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu: GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında “Davacılardan ….ün davasının gerekçeli kararda reddedilmesine rağmen kısa kararda bu konuda hüküm kurulmayarak çelişki yaratılmasının, 84 ve 85 parseller üzerinde bulunan evlerin davalılar … ve Abdullah tarafından yaptırıldığı iddia edildiği halde bu konuda taraf delilleri sorulup toplanmadan değerleri belirlenerek tenkis hesabında dikkate alınmasının, davalılardan … lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmemesinin yanlışlığına değinilmiş; kabule göre de, tenkis bedeline tercih tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin isabetsiz olduğu” belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacı … davasının feragat nedeniyle reddine, davalı … hakkındaki dava yönünden verilen karar daha önce Yargıtay’ca onanmış olduğundan bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacılar …Özdemir, … ve …’nın açmış olduğu davanın kabulü ile her bir davacı için 6130.86’şar TL’nin davalı …’den alınarak tercih tarihi olan 22.4.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Ancak; hükme esas teşkil eden hukukçu bilirkişiler Av…
Kulaksız tarafından hazırlanan 25.6.2010 tarihli müşterek raporda, 113 ada 34 parselin halen muris uhdesinde olması nedeniyle murisin temlik dışı terekesi olarak değerlendirilmesi gerekirken, tenkise konu kazandırma olarak değerlendirilmiş, ayrıca davalı tarafa muris tarafından temlik edilmemesine rağmen 112 ada 5 sayılı parsel temlike konu kazandırma olarak değerlendirilmiş ve bu şekilde yapılan hesaplama sonucu sabit tenkis oranı belirlenmiştir. Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmalarının yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu davalardandır. Davanın dinlenebilmesi için öncelikli koşul;miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma
(temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke; miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, tenkise ve iadeye tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık iaşesi, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften, belirtilen giderlerin indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. (TMK.565) Miras bırakanın Medeni Kanun’un 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse, kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira, tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun’un 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında uygulanırken Medeni Kanun’un 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirascılardan ise aynı Kanun’un 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlararası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişilere ait tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse, bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan, davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmalı ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca sür’atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir. Somut olaya gelince; 113 ada 34 parsel sayılı taşınmazın murisin temlik dışı terekesi olarak değerlendirilmesi,112 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ise muristen intikal etmediğine göre murisin terekesi dışında değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece bu yönler gözardı edilmek suretiyle hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı … vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 20.6.2011 günü oy birliği ile karar verildi.