Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/1917 E. 2010/2880 K. 12.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1917
KARAR NO : 2010/2880
KARAR TARİHİ : 12.04.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 103 ada 31 ve 32 parsel sayılı 2748.06 ve 3554.74 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 103 ada 31 sayılı parsel irsen ve taksimen intikal, hisse satışı nedeniyle, 103 ada 32 sayılı parsel irsen intikal, hisse satışı, tapu kaydı ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle ….’in ….. dışındaki mirasçıları davalılar adına verasette iştirak şeklinde tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazların ortak muristen intikal ettiği ve taksim edilmediğinden kendisinin de hissesi bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 103 ada 31 ve 32 sayılı parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 32 sayılı parsele …. adına kayıtlı tespitte uygulanan tapu kaydının uyduğu, diğer dava konusu 31 sayılı parselin ise 32 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının taşınmazı “… Hanesi” olarak okuduğu, davacının amcası …’ye ait iken ölümü ile taksimen….’a düştüğü, zira 60 yıllık zilyetliğin bulunduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı …, 32 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının miktar ve sınırları yönünden sadece 28 sayılı parseli kapsadığı, 32 ve 31 sayılı parselin amcası …’ye ait iken tek mirasçısı kızı …’in ölümü ile davalı taraf ile birlikte aynı derece yakını olduklarından kendilerine de intikal ettiği bu taşınmazların murisin özürlü kızı …’in kullanması nedeniyle taksim dışı bırakıldığı iddiasına dayanmıştır. Davalılar ise 32 sayılı parselin murisleri …. adına tapuda kayıtlı olduğu, 31 sayılı parselin amcaları …’ye ait olsa bile taksimen kendilerine düştüğünü ve uzun zamandır zilyet bulunduklarını savunmuşlardır. Kadastro tespiti sırasında dava konusu 32 sayılı parsele dava dışı 28 sayılı parsel ile birlikte davalı murisi…. adına kayıtlı 22.11.1976 tarih ve 14 sıra numaralı tapu kaydı uygulanmıştır. Aynı kaydın uygulandığı 103 ada 28 sayılı parselin tespit tutanağı getirtilmemiş, 28 sayılı parsel ile birlikte çevresinde bulunan tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilerek davalı tapusu zemine tam olarak uygulanmak suretiyle kapsamı belirlenmemiştir.Tapu kaydının güney hududunun isimsiz dere okuduğu, derenin hem tapu kaydının revizyon gördüğü diğer 28 sayılı parselin güney hududunda, hem de dava konusu 32 sayılı parselin güney hududunda bulunduğu, böylece sınırda iki adet derenin bulunduğu anlaşılmaktadır. Tapu uygulaması yapılırken isimsiz derenin, taşınmaza en yakın dere olduğu düşünülmemiştir. 32 sayılı parselin 22.11.1976 tarih ve 14 sıra numaralı tapu kaydının dışında kalması halinde, öncesinin kime ait olduğu, kimden kaldığı yeterince araştırılmamıştır. Dava konusu 31 sayılı parsel bakımından ise dava konusu 32 sayılı parsel ile dava dışı 28 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının taşınmaz yönünü “… Hanesi” olarak okuduğu … Hanesinin ise dava konusu 31 sayılı parsel olduğu anlaşılmaktadır. Dosyaya getirtilen …..’ın veraset dosyasındaki nüfus kayıtları ve beyanlara göre, oğlu …’nin ölümü ile …, … ve … isimli çoçuklarının kaldığı, bu şahısların da bekar olarak ölümü ile …’nin mirasçısı olarak kardeşi … ile …..’in kaldığı, Hüseyin’in ölümü ile de oğlu davalı murisi ….’ın, … ‘in ölümü ilede oğlu davacı murisi … …..’nın kaldığı anlaşılmaktadır. …’nin ölümü ile mirasçıları arasında üsulüne uygun taksim yapılıp yapılmadığı, bu taşınmaza karşılık ….mirasçılarına yer verilip verilmediği, bu taşınmazın taksim dışı bırakılıp bırakılmadığı tam olarak araştırılmamıştır. Geçerli bir taksimin olmadığı hallerde mirasçılar arasında zamanaşımı hükümlerinin işlemeyeceği düşünülmemiştir. Böylesine eksik inceleme ile karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu 103 ada 32 sayılı parsele ve dava dışı 103 ada 28 sayılı parsele uygulanan 919 metrekare yüzölçümlü 22.11.1976 tarih ve 14 sıra numaralı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin ve 103 ada 28 sayılı parselin kadastro tespit tutanağının onaylı sureti ile aynı kaydın uygulandığı bu parselleri dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra taşınmaz başında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında 32 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının hudutları okunup, hudutları yerel bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmeli, bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli ve bu suretle kaydın kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Tapu kapsamı tespit edilirken 103 ada 28 sayılı parsele de uygulandığı nazara alınmalı ve tapu kaydının hudutlarında okunan isimsiz derenin taşınmaza en yakın dere olduğu gözetilerek , 28 sayılı parselin de hududunda dere bulunduğu nazara alınmalı, tapu kaydının 103 ada 28 sayılı parselle birlikte dava konusu 103 ada 32 sayılı parseli de kapsayıp kapsamadığı kesin olarak belirlenmelidir. Tapu uygulaması sonunda çekişme konusu 103 ada 32 sayılı parselin tapu kaydının kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kaldığı ve kimin ne zamandan beri ne suretle kullandığı etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı bilgi alınmalıdır. Çekişme konusu 31 sayılı parsel bakımından ise, 103 ada 28 sayılı parsele uygulanan 22.11.1976 tarih ve 14 sıra numaralı tapu kaydının batı hududunda … Hanesi okuduğu, taşınmazın …’ye ait olduğu anlaşıldığından, yerel bilirkişi ve tanıklardan …’nin ölümü ile tüm mirasçılarının katılımı ile usulüne uygun olarak taksim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın taksimde kime düştüğü, taksim dışı bırakılıp bırakılmadığı, taşınmaza karşılık davacı murisi mirasçı … oğlu … Rıza mirasçılarına yer verilip verilmediği, davalı tarafın uzun süreli kullanımının hangi nedene dayandığı sorularak saptanmalı, gerektiğinde diğer mirasçılara taksimde verilen taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri getirtilerek incelenmeli, uygulama ve tasarruf ile ilgili bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye tespite esas olan ve davalıların dayanağını oluşturan tapu kaydının kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip, aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.