Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/4868 E. 2010/2840 K. 12.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4868
KARAR NO : 2010/2840
KARAR TARİHİ : 12.04.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Uyuşmazlığın dava konusu edilen yerlerin mera olup olmadığı yönünde olduğu, davacı taraf dayanağı olan 11.05.1979 tarih 1 nolu tesçil tapu kaydı ve 1939 tarih 2696, 2689 ve 2690 tahrir nolu vergi kayıtlarının gereği gibi mahalline uygulanması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda çekişmeli parselin fen bilirkişisi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümünün davacı …, (C) harfi ile gösterilen bölümünün davacı …, (D) harfi ile gösterilen bölümünün davacı … …., (E) harfi ile gösterilen bölümünün davacı … … adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacı … …. mirasçıları vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Hükmü temyiz eden davacı … …. mirasçıları vekiline kararın tebliğ edildiği 24.05.2008 tarihi ile temyiz tarihi olan 12.06.2008 tarihi arasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/1. maddesinde öngörülen temyiz süresinin geçtiği belirlenmiş olduğundan, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 1.6.1990 tarih 1989/3 Esas ve 1990/4 sayılı kararı ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/4. maddesi gereğince temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE
2- Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davacı tarafın dayanağını oluşturan vergi kayıtlarının çekişmeli taşınmaza uymadığı, …’ın dayandığı tesçil ilamı ile oluşan tapu kaydının uyduğu kabul edilerek Fen Bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümün tapu kaydı kapsamında kaldığı, (A) harfi ile gösterilen bölüm üzerinde ise lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile … adına tesciline, diğer bölümlerin ise yine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davacılar … …, … ve … adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz mera olarak tespit edildiği ve bozmadan önce yapılan keşifte bilgisine başvurulan ziraatçı bilirkişi taşınmazın mera niteliğinde olduğunu belirttiği halde, bozmadan sonra yapılan keşiflere ziraatçı bilirkişi götürülmeden karar verilmiştir. Vergi kayıtlarının taşınmaza uymadığı yapılan uygulamalarla belirlendiği halde, davacı …’ın dayanmış olduğu 11.05.1979 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, yerel bilirkişilerin tapu kaydı hudutları ile ilgili soyut beyanları ile yetinilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için; davalı parsele komşu bütün taşınmazların onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve yine üç kişilik ziraat mühendislerinden oluşacak ziraatçi bilirkişi kurulu hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalıdır. Yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişilerinin tamamı tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalıdır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesine göre dayanılan tapu kaydının kapsamı, haritasına itibar edilmek suretiyle belirlenmeli, uygulamada ve denetlemede komşu parsel kayıtlarından yararlanılmalıdır. Kaydın haritasının uygulama imkanı bulunamıyor ise hudutlara değer verilerek, tapu kaydı okunup yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, yerel bilirkişilerin zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmeli, teknik bilirkişiye davaya konu bölümlerin yan görünüş krokileri yaptırılmalıdır. Kayıtta yazılı olup yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve bu suretle kaydın kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli, tapu kaydının dayanağı olan tesçil ilamında Hazine taraf olduğundan tapu kaydının Hazine yönünden kesin hüküm oluşturacağı düşünülmeli, tapu kaydının “dağ, tarla yolu, Şerife mirasçıları tarlası, … …. tarlası” gibi hudutlar okumakta olup “dağ” ve “tarla yolu” sınırları itibarı ile gayri sabit hudutlu olup miktarı ile geçerli bulunduğu nazara alınmalıdır. Uzman ziraat mühendisi kurulundan arazinin niteliği, toprak yapısı, öncesinin mera olup olmadığı konusunda ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmalı, taşınmazın niteliği kesin olarak saptanmalı, keşif sırasında çektirilecek fotoğrafları üzerinde taşınmazın sınırları kabaca işaretlenmeli, mahkemenin taşınmazın konumu ve kullanım durumu ile ilgili gözlemi de keşif tutanağına geçirilmelidir. Taşınmazın niteliği değerlendirilirken komşu parsellerin nitelikleri üzerinde durulması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 12.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.