Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/5509 E. 2010/6292 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5509
KARAR NO : 2010/6292
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Ödeme şartını ihlal eyleminden sanık …’ın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair … İcra Mahkemesinin 18/02/2010 tarihli ve 2010/162 Esas, 2010/341 sayılı kararına karşı sanık vekilinin itirazı hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/04/2010 tarihli ve 2010/316-372 değişik iş esas sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile; … 1. Ağır Ceza Mahkemesince, … İcra Ceza Mahkemesinin anılan kararının kesinleştiğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, sanığın yokluğunda müşteki vekilinin yüzüne karşı verilen 18/02/2010 tarihli karara karşı kanun yoluna başvuru süresinin müşteki vekili yönünden tefhim, sanık yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren başlayacağına karar verilmesi gerekirken, tefhim ve tebliğden itibaren başlayacağına karar verilmesi suretiyle kanun yoluna başvuru süresinin başlama tarihinde tereddüt oluşturduğu, söz konusu kararda kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği gösterilmediği gibi, kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediğinin anlaşılması karşısında, sanık vekili Avukat …tarafından verilen 31/03/2010 tarihli dilekçenin öğrenme üzerine verilmiş itiraz dilekçesi olarak kabulü gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle anılan kararın 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05/06/2010 gün ve B.03.0.CIG.0.00.00.04-105-07-3656-2010/6638/36169 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 24.6.2010 gün ve K.Y.B. 2010/146719 sayılı tebliğnamesiyle talep edilmiş olmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Borçlunun cezalandırılmasına yönelik, borçlunun yokluğunda, müşteki vekilinin yüzüne karşı verilen … İcra Mahkemesinin 18.2.2010 gün ve 2010/162 Esas, 2010/341 sayılı kararında, kanun yoluna başvuru süresinin müşteki vekili yönünden tefhim, borçlu yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı hususuna yer verilmemesi suretiyle sürenin başlama tarihinde tereddüt oluşturulması ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin bildirilmemesi, ayrıca kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği, kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şeklini açıkça bildiren meşruhatlı
davetiyenin de taraflara gönderilmediğinin anlaşılması karşısında, borçlu vekili tarafından verilen 31.3.2010 tarihli dilekçenin öğrenme üzerine verilmiş itiraz dilekçesi olarak kabul edilerek sonucuna göre itiraz hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle, … l.Ağır Ceza Mahkemesinin 12.4.2010 tarih ve 2010/316-372 değişik iş sayılı kararının CMK’nun 309/4-a maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.