YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6084
KARAR NO : 2013/6625
KARAR TARİHİ : 12.06.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar vekili; davacıların miras bırakanı … adına kayıtlı 1330 parsel sayılı taşınmazın davalı … tarafından imar uygulamasına tabi tutularak farklı alanlardan imar parselleri verildiğini ve bilahare Belediyece, 1330 sayılı kadastral parselin alanının bir kısmının yol artığı gerekçesiyle ihdas edilip komşu parsel maliki diğer davalı …’nın taşınmazı ile tevhidiyle Belediye payının düşük bedelle …’ya satışına dair Encümen kararı alındığını; ancak gerek 1330 sayılı parselde yapılan parselasyon işleminin gerekse ihdas-tevhit–satış yönündeki encümen kararının idari yargı yerinde iptal edildiklerini, böylece yolsuz tescilin sözkonusu olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile kadastral parselin ihyası ve elatmanın önlenmesi, kaydın ihyasının mümkün olmaması halinde tazminat istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile eski 1330 parsele dönülerek davalıların bu parsele elatmalarının önlenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ile davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacıların sahibi oldukları parsel bakımından İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda imar uygulamasının iptal edilerek kesinleştiği ve şuyulandırmanın davacılar yönünden dayanağını yitirdiği, davalı Belediyenin kadastral parsele dönmek yerine birtakım kararlar alarak yeniden şuyulandırma çalışmaları yaptığı ve neticede kök 1330 parsele dönülmediği, davalı …’ın diğer taraflar arasındaki ihtilafı bilerek yol artığı olarak bırakılan kısmı satın aldığı, bu itibarla davalıların kök parsele müdahalelerinin haksız olduğu” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Bilindiği gibi, tapu sicilinin tutulması prensiplerinden biri tescil, diğeri sicilin aleniliği (güvenirliği), bir diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebinin bulunması, yani kaydın illetten mücerret olmamasıdır. Hemen belirtmek gerekir ki; imar uygulamasının dayanağı olan idari işlemin iptal edilmesi ile sicilin dayanıksız kalacağı ve TMK’nın 1025. maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düşeceği açıktır. Bu durumda; dayanıksız kalan (illetten mücerret) kaydın iptali ile kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyası şeklinde karar verilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Öte yandan, sicil dayanağı idari işlem hukuki geçerliliğini koruduğu sürece, sicil kaydının dayanaksız olduğundan söz edilemeyeceği ve bu nedenle de tapu iptal ve tescil davasının dinlenemeyeceği tartışmasızdır. Somut olayda; davacıların miras bırakanı … adına kayıtlı 1330 parsel sayılı taşınmaz, davalı … tarafından imar uygulamasına tabi tutularak oluşturulan 607 ada 3 sayılı imar parselinin tamamı ile 650 ada 1 sayılı imar parselinin 40/17640 payı davacıların miras bırakanı … adına tescil edilmiş ise de, bu imar düzenlemesine ilişkin Serdivan Belediye Encümen kararının Sakarya 1. İdare Mahkemesi’nin 22.07.2007 tarih ve 2005/2415 esas, 2007/156 karar sayılı ilamıyla iptal edildiği ve bu kararın 28.07.2009 tarihinde kesinleştiği; iptal kararından sonra davalı … tarafından geri dönüşüm ve yeni şuyulandırma işlemlerinin yapıldığı ve 19.08.2008 tarihinde 1330 sayılı parsel önce imar iptali ile tescil edilip, sonra imar uygulamasıyla sayfası kapatılarak 941 ada 3 ve 982 ada 1 sayılı imar parsellerinin meydana getirildiği, daha sonra 11.05.2010 tarihinde imar iptali ile yeniden 1330 sayılı parsele dönülüp yapılan şuyulandırma işlemi ile de 1207 ada 3, 1199 ada 9 ve 1248 ada 2 sayılı imar parsellerinin oluşturulduğu ve 1248 ada 2 parsel sayılı taşınmazın da 07.01.2011 tarihinde imar düzenlemesi ile 1458 ada 1 sayılı imar parseline dönüştüğü dosya kapsamıyla sabittir. Diğer taraftan, 1330 sayılı parselde yapılan ilk imar uygulaması sonrasında Serdivan Belediyesinin 03.05.2006 tarih ve 119 sayılı Encümen Kararı ile “(eski 1330 sayılı parselin bir kısmının yol artığı olarak) kısmen yoldan ihdas ile komşu davalı …’a ait 16327 sayılı parselle tevhidiyle oluşan parselde belediye payının …’a satışına” ilişkin karar alınarak, karar gereğinin yerine getirildiği ve tevhitle oluşturulan 17104 sayılı parselin davalı … adına kayıtlı bulunduğu; ancak Sakarya 1. İdare Mahkemesi’nin 14.04.2009 tarih ve 2008/684 esas, 2009/335 karar sayılı ilamıyla anılan Encümen kararının iptal edildiği ve bu kararın 25.03.2010 tarihinde kesinleştiği; daha sonra 12.07.2011 tarih ve 316 sayılı Belediye Encümen kararı ile “İdare Mahkemesi’nin iptal kararına istinaden 17104 sayılı parselde yapılan ihdas, tevhit ve satış işlemlerinin iptallerine, satış bedelinin iadesine ve anılan parselin iki kısma ifrazı ile oluşan 1 nolu parselin belediye adına tescilinin yapılmasına” karar verilmiş ise de, bu kararın kayden infaz edilmediği görülmektedir. Davacılar, 1330 sayılı parselde yapılan ilk imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edildiğini ileri sürerek eldeki davayı 28.12.2011 tarihinde açmışlardır. Oysa, 1330 sayılı parselde İdare Mahkemesi’nin iptal kararından sonra yeni imar düzenlemeleri yapılmış olup, en son imar uygulamasının hukuki geçerliliğini koruduğu, başka bir ifadeyle, dava tarihi itibariyle 1330 sayılı parselden oluşturulan imar parsellerinin sicil kayıtlarının dayanaksız olmadığı açıktır. Öyleyse, en son imar düzenlemesiyle oluşan sicil kayıtlarının illetini teşkil eden idari işlem idari yargı yerinde dava açılarak iptal ettirilmedikçe eldeki davanın dinlenme olanağından söz edilemez. Ayrıca; 1330 sayılı parselin ilk imar uygulamasından sonra kısmen yol fazlası olarak Belediye adına ihdas, komşu parselle birleştirme ve komşu parsel maliki davalı …’ya satışına ilişkin Belediye Encümen kararı iptal edilmiş ise de, Belediyece alınan geri dönüşüm kararı ile 1330 sayılı kadastral parsele dönülüp, yeniden imar uygulamasına tabi tutularak yeni imar parselleri oluşturulduğuna göre, davacıların sicil kaydı kapatılan 1330 sayılı parsel üzerinde herhangi bir haklarının kalmadığı da tartışmasızdır. O halde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle aksi yönde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan nispi temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 12.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.