YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4783
KARAR NO : 2020/5970
KARAR TARİHİ : 12.11.2020
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Yasaya muhalefet
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 74/1-1.cümle, 74/1-2. cümle, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince ayrı ayrı mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanıklar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hazine vekilinin 21/10/2014 havale tarihli dilekçesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığını temsilen katılma talebinde bulunduğu ve mahkemece; 30/10/2014 tarihli celsede müştekinin katılma talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmakla, gerekçeli karar başlığında katılan kurumun “Kültür ve Turizm Bakanlığı” yerine “Silifke …” şeklinde gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
1- Sanık …’ün hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın 07/04/2015 tarihinde yüzüne karşı verilen hükmü, CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra, 15.04.2015 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince temyiz isteminin, isteme aykırı olarak REDDİNE,
2- Sanıklar …, …, …, …, …, … hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde ise;
T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Kaçak kazı çukurlarının açıldığı yerin sit alanında bulunmamakla birlikte 2863 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen korunması gerekli kültür varlığı niteliği taşıdığının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanunun 74/1. cümlesi gereğince tayin edilen temel cezadan aynı maddenin 2. cümlesi uyarınca indirim yapılamayacağının gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklar hakkında birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde … ilçesi … mahallesi … mevkiinde kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yaptıkları iddiasıyla açılan kamu davasında; 14.04.2014 tarihli olay tutanağında sanık …’ın kazının yapıldığı yerin hemen yanında bulunan jeneratörü çalıştırdığı, sanık … ile diğer sanıklar arasında kısa bir mesafenin olduğu, jeneratörün görünmemesi için eski duvar tarzı bir yapının arkasında olduğu, kazı alanında sanıklar …, … ve … isimli şahısların olduğu, sanık …’nin elinde kazma ve kürek ile kazı alanına yaklaştığı, sanık …’ın kazılan yerin içerisinde kazı yapar vaziyette olduğu, sanık …’in ise kazı alanının hemen yanında olduğu, kazı alanının yaklaşık 30-40 metre yakınında kazı alanına gelen stabilize yol bitiminde sanık …’in etrafı gözetler bir şekilde bulunduğu, kazı yapmakta olan sanık …’ın kolluğu fark edince ormanlık alana doğru kaçtığı ve o sırada yakalanamadığı, olay yerinde güvenlik önlemleri alındığı sırada kazı alanının hemen yakınında bulunan …’a ait evin önüne … plakalı araçla sanık …’in geldiği, kazı yapılan yerde 1 adet hilti, 2 adet hilti ucu, 20 metrelik seyyar kablo, ayrıca kazı alanı civarında 2 adet balyoz, 2 adet kazma, 1 adet çekiç, 1 adet kürek, 1 adet manilya demiri, 1 adet pensenin ele geçirildiği, kazı yapılan çukur kısmın alt tarafına patlayıcı madde yerleştirilmiş olduğunun belirtildiği, olay yeri inceleme raporuna göre 2 x 3.20, 1.10 x 2.60, 1.30 x 1.80, 1 x 1.70, 3 x 3, 80 cm x 1.60 metre derinlik ve genişliğinde kazı çukurlarının tespit edildiği ve olay yerinde eldiven, tuz ruhu, cola şişesi, sigara izmaritleri, kazma kürek hilti balyoz levye gibi kazı aletleri, jeneratör, patlayıcı madde ele geçirildiğinin belirtildiği, soruşturma aşamasında müze müdürlüğüne hitaben arkeolog tarafından düzenlenen raporda, olay yerinde çok sayıda kaçak kazı çukurunun tespit edildiği, bunlardan bazılarının eski zamanlarda yapıldığı, yeni açılmış olan kaçak kazı çukurlarından bir tanesinde ana kayanın ön kısmı yaklaşık 2 metre kazılarak içerisindeki toprak yukarıda biriktirildiği ve kaya bloğuna patlayıcı madde yerleştirildiğinin tespit edildiği, mahallinde yapılan keşif neticesinde arkeolog bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu yerin herhangi bir tescilli arkeolojik ve doğal sit alanı kapsamında olmadığı ancak davaya konu olan yerde Roma dönemine ait … adı verilen bir çiftlik evi ve bu eve ait müştemilatlar ile etrafında yaşam mekanları, ana kayaya oyma üzüm ve zeytin pres yerleri, kaya oyma kemerli mezar yapıları, kapaklı lahitler, su sarnıçları, binalara ait antik duvarlar vb. şeklinde yoğun bir tarihi eser kalıntısı olduğu, söz konusu tarihi eserlerin korunması gerekli kültür varlığı niteliği taşıdığı, sanıkların gözle görülebilir yoğun tarihi eserlerin bulunduğu bu alanda farklı çap ve derinliklerde bir çok çukur kazdıklarının belirtildiği, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yaptıkları anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, haklarında beraat kararı verilmesi gerektiğine, lehlerine olan hükümlerin uygulanmadığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 12/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.