Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6399 E. 2020/6290 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6399
KARAR NO : 2020/6290
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün dahili davalı ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, dava konusu 175 ada 53 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, komşu 175 ada 51 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davalının taşınmazı üzerindeki evi restore ettiğini, bu esnada maliki bulunduğu taşınmazın bir kısmını kendisine ait evine katmak sureti ile tecavüz ettiğini öne sürerek elatmanın önlenmesine ve tecavüzlü yapının kaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, evini ve bahçesini davacının kendisine komşu olmasından önce aldığını ve bedeli karşılığında yaptırdığını, davacının taşınmazına ise tecavüz etmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Dahili davalı …, taşınmazı satın alırken üzerindeki evin mevcut olduğunu, kendisinin bir kat daha çıktığını, iyiniyetli olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların, davacının maliki olduğu taşınmaza üstün bir hakka sahip olmaksızın haksız müdahale ettikleri, davalılar yararına temliken tescil şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile, davalıların 04.09.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8,47 m2’lik yere yaptıkları müdahalelerinin menine, müdahale edilen taşınmaz üzerine denk gelen muhdesatın kaline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal isteklerine ilişkindir.
Mahkemece her ne kadar yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere göre, dava konusu 175 ada 53 parsel sayılı taşınmazın, kadastro tespitinin 28.07.1993 tarihinde yapıldığı, ahşap ev, ahır ve bahçesi niteliğ ile dava dışı …adına 09.12.1993 tarihinde tescil edildiği, hali hazırda kat irtifakı kurulu arsa niteliğinde olduğu, üzerinde yer alan beş adet bağımsız bölümün 16.10.2014 tarihinde kat irtifakı tesisi sebebi ile davacı adına tescil edildiği, 175 ada 51 parsel sayılı taşınmazın ise kadastro tespitinin 27.07.1993 tarihinde yapıldığı, 09.12.1993 tarihinde, 9.11.1989 tarihli tapu kaydı uyarınca davalı … adına tescil edildiği, kadastro tespit tutanağı içeriğine göre öncesinde üzerinde bulunan evin 1975 yılında yıkıldığı ve üzerine ahşap ev ve işevi inşa edildiği, 21.02.2013 tarihinde ise satış nedeni ile dahili davalı … adına tescil edildiği, dava dilekçesinde 175 ada 51 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan evin restore edildiği sırada dava konusu tecavüzün gerçekleştirildiğinin iddia edildiği, dahili davalının da taşınmaz üzerinde bulunan ev üzerine bir kat daha çıktığını belirttiği, Mahkemece hükme esas alınan fen bilirkişisi raporunda evin “belli bir kısmının” davacının taşınmazına tecavüzlü olduğunun bildirildiği, inşaat mühendisi tarafından tanzim edilen 01.09.2015 tarihli kök raporda 51 parsel sayılı taşınmaz üzerinde takriben 20 yaşlarında tek katlı ev olduğunun bildirildiği, davacının evin tek değil iki katlı olduğunu, 20 yıllık değil 5-6 yıllık olduğunu öne sürerek inşaat mühendisi raporuna itiraz etmesi üzerine aynı bilirkişi tarafından tanzim edilen ek raporda bu sefer taşınmaz üzerinde takriben 30 yaşlarında iki katlı ev olduğunun bildirildiği, Mahkemece anılan bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, Mahkemece yapılması gereken iş; dava konusu taşınmazların başında yeniden keşif yapılması, 175 ada 51 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan ev ile kadastro tespit tutanağında yer alan evin aynı olup olmadığının, tespit tarihi itibarıyla davacının taşınmazına tecavüzlü olup olmadığının, taşınmaz üzerinde yer alan iki katlı evin 1. ve 2. katlarının kim tarafından hangi tarihte yapıldığının tespit edilmesi, tecavüz söz konusu ise evin 1. katının mı yoksa ikinci katının mı tecavüzlü olduğunun kroki üzerinde üzerinde işaretlenerek gösterilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve davalıların iyiniyet savunması üzerinde durularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesidir. Anılan yönler gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz bilirkişi raporları esas alınmak sureti ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalıların temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.