Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/14722 E. 2011/1941 K. 17.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14722
KARAR NO : 2011/1941
KARAR TARİHİ : 17.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.04.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı , maliki olduğu 493 parsel sayılı taşınmazın ana yola bağlantısı olmadığına belirterek davalıya ait 913 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını talep etmiş, yargılama sırasında 912 sayılı parsel maliki olarak Nuray Sezgin harçsız dilekçe ile davaya dahil edilmiştir.
Davalı ve dahili davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile 913 sayılı parselden bilirkişi raporunda C ve D harfleri ile gösterilen toplam 94,75 m2.lik kısım üzerinden davacı lehine geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü yargılama sırasında vefat eden Ali Yılmaz mirasçıları temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olayda; davacının maliki olduğu 493 parsel sayılı taşınmazın ana yola bağlantısını sağlayacak alternatif güzergahların belirlenmesi için uzman bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmış ve bilirkişi heyetinin 18.05.2007 tarihli raporunda dört seçenek belirlenmiştir. Raporun incelenmesinde; B+C harfleri ile gösterilen 912 ve 913 sayılı parsellerin ortak sınırından geçirilen 3 metre enindeki üçüncü seçeneğin en uygun güzergah olduğu ve parsellerin yaklaşık aynı oranda kaybı olacağı belirtilmiştir. Her ne kadar 912 sayılı parselin tapu kaydı dosyada mevcut değil ise de bilirkişilerin krokisinden 913 parsel sayılı taşınmaz ile 912 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümlerinin birbirine yakın olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, mahkemece bilirkişi heyetinin raporunda uygun seçenek diye belirtilen güzergaha itibar edilmeyip, dördüncü seçenek olan 913 sayılı parsel içinde kalan (C+D) harfleri ile gösterilen kısımdan gerekçe gösterilmeden geçit hakkı kurulmuştur.
Yukarıda belirtildiği üzere; geçit güzergahı, davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmelidir. Genel ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi de gözden kaçırılmamalı, geçit tesisinden en az zarar görecek olan taşınmaz ya da taşınmazlardan yola bağlantı kurulmalıdır. O halde mahkemece; 912 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı celbedilerek, tapu maliki ya da malikleri belirlenmeli, usulüne uygun şekilde harçlandırılmış dilekçe ile davaya dahil edilmeli ya da davacıya 912 parsel malik ya da malikleri aleyhine ayrı bir dava açması için süre verilmeli ve dava açıldıktan sonra da eldeki dava ile birleştirilmelidir. Bundan sonra yeniden keşif yapılarak tüm alternatifler değerlendirilmeli bilirkişilerce keşfi izlemeye elverişli rapor düzenletilmeli, tercih edilen güzergahın seçilme gerekçesi de kararda tartışılmalıdır.
Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, davacı taşınmazı lehine geçit hakkı tesisine karar verilmesi gerekirken hüküm sonucu kısmında “davacı lehine” geçit hakkı kurulması yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 17.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.