Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/18849 E. 2011/9120 K. 10.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18849
KARAR NO : 2011/9120
KARAR TARİHİ : 10.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, dava dışı …ın davalı bankadan kullandığı tüketici kerdisine kendisinin kefil olduğunu, asıl borçlu tarafından kredi borcunun ödenmemesi üzerine bankaca aleyhlerine icra takibi yapıldığını ve takibin kesinleştiğini, 4077 sayılı yasanın 10/3.maddesi gereğince asıl borçluya başvurulmadan kefilden borcun ifasının istenemeyeceğinin, asıl borçluya her hangi bir işlem yapılmadığını ileri sürerek 6.780,00 TL borçlu olmadığının tesbiti ile ödediği 2.815,36 TL’nın tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının müşterek borçlu olup, 14 ay boyunca maaşından yapılan kesintilere itiraz etmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının maaşından kesinti yapılmasına zımmi olarak muvafakat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, dava dışı …tarafından 20.2.2007 tarihli sözleşme kapsamında davalı bankadan kullanılan tüketici kredisini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, borç ödenmeyince bankanın davacı ve diğer şahıslar aleyhine icra takibi yaptığı, davacının maaşına haciz konularak 30.6.2008 ile 1.4.2010 tarihleri arasında kesintiler yapıldığı anlaşımaktadır. Davacının kefil olduğuda mahkemenin kabulündedir. Davacı kefil olduğu içinde taraflar arasındaki ihtilafın çözümünde 4077 sayılı yasanın 10/3. Maddesi gözönünde tutulmalıdır. Anılan yasanın 10/3.maddesinde “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez” hükmü mevcut olup, yasa tüketiciyi korumaya matuf yasa olduğu içinde bu hüküm emredici hüküm niteliğindedir. Yasanın bu hükmü uyarınca, kredi verinin önce asıl borçluya başvurması (icra takibi yapması) ve asıl borçlu hakkındaki icra takibinin semeresiz kalması zorunludur. Davacı kefilin uzun süre maaşından kesinti yapılmasına ses çıkarmaması, emredici nitelikte bulunan 4077 sayılı yasanın 10/3.maddesi uyarınca davacı kefil aleyhine bir sonuç doğurmaz Dava konusu olayda tüketici kredisinin asıl borçlusu dava dışı …hakkındaki icra takibinin semeresiz kaldığıda iddia ve ispat edilmemiştir. Hal böyle olunca davacı kefilden talepte bulunulması olanaklı değildir. Mahkemece, icra takibinden dolayı davacının borçlu olmadığının tesbiti ile ödediği miktarın istirdadına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 10.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.