Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/19109 E. 2011/8709 K. 02.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/19109
KARAR NO : 2011/8709
KARAR TARİHİ : 02.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki fesih kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, … ilçesinde … Eczanesinin sahibi olduğunu, 7.2.2003 tarihinde… Eczanesinde meydana gelen hırsızlık olayı üzerine başlatılan Savcılık soruşturması esnasında ifadesi alınan…’nin bir kısım eczane ve doktorlar arasında … karnesi yazdırmak suretiyle menfaat temin edildiğini beyan etmesi nedeniyle soruşturmanın genişletildiğini, davalı tarafça düzenlenen rapor gereğince davalı tarafından kendilerinin kurumla yaptıkları sözleşmenin 14 yıl süreyle feshedildiğini ileri sürerek, fesih kararının iptalini istemiştir.
Davalı, davacının babası … …’ın soruşturma kapsamında alınan ifadesinde… isimli kişiden kupür satın alarak bu kupürlere işlem yaptığını belirtmesi üzerine yaptırdıkları müfettiş incelemesi sonucu sigortalıların bilgi ve iradeleri dışında reçete düzenletildiği, bazı reçetelerde tahrifat yapıldığı, baza reçetelerde fazla miktarda ilaç fatura edildiği, bazı reçetelerde ise eksik kupür yapıştırılarak reçete tutarının fatura edildiği hususlarının tespit edilmesi üzerine davacının sözleşmesinin feshedildiğini, fesih işleminin haksız olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının ceza davasında beraat ettiği, tanık anlatımlarının davacıyı doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, Savcılık soruşturması üzerine davalı tarafça yaptırılan müfettiş incelemesi sonucu kurum ile yaptıkları sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini öne sürerek fesih kararının iptali istemiyle eldeki davayı açmış, mahkemece, davacının ceza davasında beraat ettiği, tanık anlatımlarının davacıyı doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulüne,fesih işleminin haksız olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmiştir. Hükme esas alınan … 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/27 esas sayılı dosyasında davacı eczacının nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından yargılandığı ve mahkemenin 28.7.2010 tarihli 2006/27 esas 2010/114 karar sayılı ilamı ile delil yetersizliği sebebiyle beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır. Delil yetersizliği sebebiyle verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz. Öte yandan davacı ceza davasında beraat etmiş ise de, davacıya ait … Eczanesinde çalıştıkları anlaşılan … … ve …’ın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı eczacı, eczanesinde çalışan personelin bu nevi eylemlerinden BK.nun 55.maddesi gereğince sorumludur. Öyle olunca mahkemece,ceza davasının bu sanıklar yönünden kesinleşmesinin beklenmesi ve davacının istihdam ettiği personelin eylemlerinden sorumlu olduğu gözetilerek tüm delillerin bu kapsamda birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2.6.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)

MAHULEFAT ŞERHİ
Davacı, … Eczanesinin mesul müdürü olduğunu, davalının sigortalılarına ilaç teminine ilişkin olarak aralarında yapılan 3.2.2003 tarihli sözleşmenin sahte reçete düzenlenmesi ve reçetelerde tahrifat yapıldığı gerekçesiyle davalı kurumun 24.9.2004 tarihli onay, 4.11.2004 tarihli yazısı ile toplam 14 yıl süre ile feshedildiğini ileri sürerek, haksız feshin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı eczacı hakkında düzenlenen soruşturma raporu gereğince açılan ceza davasının derdest olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının, fesih nedeni olarak bildirdiği sözleşmenin v.bölüm 1.maddesinin “r” fıkrasına göre sigortalıların bilgi ve iradesi dışında reçete düzenlemesi sebebi ile aynı bölüm ve maddenin “n” fıkrasına gvre recetelerde tahrifat yapılması sebebi ile sözleşmenin iki sebepten 7 yıl süre ile olmak üzere toplam davacı eczacının sözleşmesinin 14 yıl süre ile fesih edildiği, kuruma fatura edilen receteler içinde yer alan 6 adet ilaç küpürünün sahte olduğu hususunda soruşturma raporunun bulunduğu, davacı eczacı hakkında sahte küpür düzenlemekten dolayı … 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/27 Esas sayılı dosyası ile dava açılıp davacının yargılama neticesi beraat ettiği, kararın kesinleşmediği, reçete sahibi hastaların ilaçların kendileri tarafından alınıp kullanıldığı, reçetedeki düzeltmenin hekim tarafından yapıldığını, talimatla ifadeleri alınan doktorların kendilerine gösterilen reçetelerdeki düzeltme ile parafların kendilerine ait olduğu, reçeteler üzerinde başka tahrifat yapılmadığını bildirdikleri, Adli Tıp Kurumu Uzmanı, eczacı, hukukçu bilirkişi heyetinin reçetelerdeki değişikliklerle ilgili kullanılan kaşe, imza, paraf, onayların reçeteyi düzenleyen hekimlere ait olması halinde, reçetelerde herhagi bir usulsuzluk söz konusu olmayacağı hususunda görüş bildirdikleri dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hukuk Hakimi BK’nun 53.maddesi gereğince ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile bağlı değildir. Ancak mahkümiyet ve tesbit edilen maddi olgular bağlıdır. Ayrıca Tüm Eczacı İşverenler Sendikası tarafından Danıştay 10.Dairesinin 2007/7397 Esas sayısında görülen yürütmenin durdurulması istemli davanın açıldığı, Danıştay 10.Dairesince 28.3.2008 tarihinde yürütmeyi durdurma gerekçesinde; “Eczacının kasıt veya kusuru tesbit edilmediği sürece, sahte olarak tanzim edilen reçete, küpür veya raporun eczacı tarafından kuruma fatura edilmesi işleminden dolayı eczacının cezalandırılmasına da hukuka uyarlık bulunmamaktadır” denilmekte olduğu, nitekim bu tarihten sonra protokol’un bu hükmünün az yukarıda özetlenen Danıştay’ın yeni içtihadı doğrultusunda yeniden düzenlendiği dairemize gelen dosya içerisindeki sözleşmelerden anlaşılmaktadır. Davalı kurum tarafından davaya konu reçetelerde sözleşmeye aykırılık olduğu iddia edildiğinden bu durumda mahkamece, değinilen bu yönler gözetilerek adı geçen ceza davası ve Danıştay’da açılan dava sonuçları beklenerek gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi kurulundan taraf, mahkemece, Yargıtay denetimine elverişli ve açıklayıcı rapor alınarak reçetelerde sözleşmenin hangi madde veya maddelerine aykırılık olup olmadığı tesbit edilmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir görüşündeyim.