YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3594
KARAR NO : 2022/700
KARAR TARİHİ : 26.01.2022
MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen kadastro sırasında tespit dışı bırakılan, ardından ihdasen tapuya tescil edilen taşınmaz hakkında tapu iptali ve tescili istekli açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin istinaf talebi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince davacı yanın istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılması suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmesine, davalı Hazinenin istinaf isteğinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı Hazine vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz isteğinde bulunulduğu anlaşıldığından, dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı tarafından, çekişmeli 124 parsel sayılı taşınmazın 09.01.2013 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, taşınmazın davacı tarafından imar ve ihya edilerek kanunda aranan süre boyunca malik sıfatıyla zilyet edildiği, imar ihya ve zilyetlikle iktisap şartlarının davacı lehine gerçekleştiği iddiasıyla, TMK’nun 713, Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddelerine dayanılarak, dava konusu taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili talebiyle dava açılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine, dava konusu taşınmaz için mahallinde yapılan idari tahkikat sonucunda tepe yamacında yer yer eğimli ve kıraç arazi niteliğinde olduğu şu halde mülk edinmeye uygun yerlerden olmadığı, kaldı ki taşınmaz hazine adına tapuda kayıtlı olduğundan davacının imar ihya ve zilyetlik iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Büyükşehir Belediyesi, dava konusu taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, mera niteliğinde olup olmadığının tespit edilmesi, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığının sorulması, böylece iktisaba elverişli bir yer olup olmadığının belirlenmesi, ardından davacı yan zilyetlik iddiasına dayandığına göre bu hususun ispatı için delillerin toplanması, komşu parsellerin tespitine dayanak kayıtlardan istifade edilmesi, hava fotoğrafları marifetiyle zilyetliğin süresinin belirlenmesi, ziraat bilirkişisinden taşınmazın niteliği ve sürdürülen zilyetliği süresine ilişkin rapor alınması, davacının imar ve ihya iddiasına dayanmadığı yalnızca zilyetlik iddiasını ileri sürdüğü, öncesi itibariyle imar ihyaya muhtaç yerler hakkında yalnızca zilyetlik olgusunun ispatının yeterli olmadığı, taşınmazın öncesi itibariyle imar ihyaya muhtaç olup olmadığının tereddütsüz biçimde belirlenmesi gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Belediyesi dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tescil edildiği, bu nedenle tapu iptali ve tescil davası yönünden davalı … aleyhine husumet yöneltilemeyeceği, dava konusu taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, mera niteliğinde olup olmadığının tespit edilmesi, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığının sorulması, böylece iktisaba elverişli bir yer olup olmadığının belirlenmesi, komşu parsellerin tespitine dayanak kayıtlardan istifade edilmesi, hava fotoğrafları marifetiyle zilyetliğin süresinin belirlenmesi, davacının imar ve ihya iddiasına dayanmadığı yalnızca zilyetlik iddiasını ileri sürdüğü, öncesi itibariyle imar ihyaya muhtaç yerler hakkında yalnızca zilyetlik olgusunun ispatının yeterli olmadığı, taşınmazın öncesi itibariyle imar ihyaya muhtaç olup olmadığının tereddütsüz biçimde belirlenmesi gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.01.2018 tarihli ve 2014/96 E., 2018/62 K. sayılı kararıyla; davacı lehine imar ihya ve zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu kanaatine varılarak Hazine aleyhine açılan davanın kabulüne; davalılar Karaköprü Belediyesi ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesine yönelik davanın husumet yokluğundan reddine, peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye harcın davacı taraftan alınarak hazineye irat kaydına, davanın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde yargılama harçları ve vekalet ücreti yönünden davacı vekili ile işin esası yönünden Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
2.1 Davalı Hazine yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu, taşınmazın imar ihyasının tamamlandığı tarihin net olarak tespit edilmediği, tapuda maliki belli olan dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ile iktisabının mümkün olmadığı, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiği gerekçeleriyle istinaf yoluna başvurmuştur.
2.2 Davacı vekili özetle; ilk derece mahkemesinin tescile ilişkin kararının doğru olduğu, Hazinenin istinaf başvurusunun yersiz olduğu gibi usul ve esaslara aykırı olduğu, bu nedenle kararın tescile ilişkin kısmının onanması gerektiği, ancak davanın niteliği gereği davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi ve davacıdan harç alınmaması gerektiği gerekçeleriyle istinaf yoluna başvurmuştur.
3. Gerekçe ve Sonuç
3.1 Davalı Hazinenin istinaf başvurusu yönünden mera ve ormanla bir ilgisi bulunmayan ve herhangi bir imar planı kapsamında kalmayan dava konusu taşınmazın imar ihyası tamamlandıktan sonra, hububat tarımı yapılmak suretiyle, dava tarihinden geriye doğru 20 yılı aşkın bir süredir davacı tarafından davasız ve aralıksız olarak ve malik sıfatıyla tasarruf edildiği, imar ihya ve zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiği, ilk derece mahkemesi tarafından usulüne uygun olarak keşif uygulamasının yapıldığı, alınan rapor ve beyanlar ile imar ihya ve zilyetlik durumlarının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edildiği, alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu, sonuç olarak davalı Hazinenin istinaf gerekçelerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalı Hazinenin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3.2. Davacı tarafın istinaf başvurusu yönünden, tapu iptali ve tescil davalarında davanın kabulü halinde davacıdan harç alınmaması ve davacı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK’nun 353/1-b.3 maddesi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek, davanın kabulü ile; çekişmeli 124 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 99.765,66 metrekare yüz ölçümündeki bölümünün davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, davacıdan alınan 170,80 TL peşin harç ile 4.413 TL tamamlama harcının talep halinde davacıya iadesine, harçtan muaf olduğundan davalı Hazineden harç alınmamasına, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince tayin olunan 21.451,19 TL nispi vekalet ücretinin davalı Hazineden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı Hazine, hükme esas alınan raporlarda imar-ihyanın başladığı ve tamamlandığı tarih, imar-ihyanın ne surette yapıldığı hakkında ayrıntılı açıklama yapılmadığı, bu raporlara itibar edilerek hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı zilyet olmadığı gibi, bu yerin para ve emek sarf edilerek kültür arazisi haline de getirilmediği, çekişmeli yerin imar ihya yolu ile iktisap edilebilmesi için öncelikle kültür arazisi haline getirilmesi gerektiği, ihyanın varlığından ve sonuçlandığından söz edebilmek için taşınmaz mal ihya edilmeye başladığında güdülen amacın gerçekleşmiş olması gerektiği, mülk edinme süresinin ise ihyanın tamamlandığı tarihte başlayacağı, bu nedenle ihyanın tamamlandığı tarihin tespitinin uyuşmazlık açısından önem arz ettiği, somut olayda yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından hukuki niteliği itibarıyla ihya fiiline muhtaç olan taşınmazın ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, açık ve net bir biçimde anlaşılamadığı, kaldı ki dava konusu taşınmaz tapuda Hazine adına kayıtlı yerlerden olduğundan zilyetlikle kazanılamayacağı, Mahkemece bu konuda yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğu, dava konusu taşınmazın imar planı içerisine alındığı belirtilmiş olup, imar planı içerisinde kalan taşınmaz mallar imar-ihya yolu ile iktisap edilemediği gibi, zilyetlik yolu ile de iktisap edilmelerinin mümkün olmadığı, dava konusu taşınmazda pulluk tabanının da oluşmadığı, bu hususun zirai bilirkişi raporlarında da belirtilmediği, ayrıca davacı lehine bilirkişilerce tespit edilen bedel üzerinden 21.451,19 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu zira zilyetliğe dayalı açılan davalarda davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yörede yapılan kadastro sırasında ‘’taşlık’’ vasfıyla tespit harici bırakılan, ardından ‘’ham toprak’’ vasfıyla ihdasen Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edilen taşınmazın, tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili isteğinden ibarettir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. “
3.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, ” Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”
3.2.3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ve 17. maddesi, “– Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.” hükümlerini içermektedir.
3.2.4. Bilindiği üzere önceki niteliği itibariyle imar ve ihyaya muhtaç iken, idari yoldan tapuya tescil edilen taşınmazlar zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden ise ihdasen tescil tarihine kadar lehine mülk edinme koşulları oluşan zilyedi adına tapuya kayıt ve tescil edilebilir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 tarihli ve 2007/8-220 Esas, 2007/217 Karar, 15.01.2014 tarihli ve 2013/8-296 Esas, 2014/2 Karar)
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Çekişmeli taşınmazın yörede 1970 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık olarak tespit harici bırakıldığı, bilahare dava tarihinden önce, 18.03.2013 tarihinde Hazine adına ham toprak vasfıyla 234 parsel numarasıyla ihdasen tapuya tescil edildiği saptanmıştır.
3.3.2 Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmasına, tapu iptali ve tescil davalarında davanın kabulü halinde davacı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmasına göre kararın (IV./3.1, IV./3.2 ) nolu bentlerinde yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun değişik 13. maddesinin j. bendi gereğince davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 26.01.2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.