YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2512
KARAR NO : 2011/4712
KARAR TARİHİ : 11.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.01.2003 gününde verilen dilekçe ile davacı köyün Göktepe yaylasındaki yayla sınırının tespiti ve davacı Köy Muhtarlığı adına tapu kütüğüne tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Köy vekili, 28.01.2003 tarihli dilekçesi ile 1970 yılında davalı … Köyünden ayrılarak müstakil bir köy halini almış olduğunu, ancak Göktepe Yaylası içerisinde sınırlarını belirttiği sahanın davacı köyün kadim yaylası olduğunu beyanla yayla sınırlarının tespiti ve davacı köy adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı … ve Hamam Köyü, Göktepe Yaylasında davacının herhangi bir hakkı olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davacı ara kararı gereğince … ile … Köyü, Yalnızcabağ Köyü ve … Beldesini davaya dahil etmiştir.
Mahkemece, davacı köyün daha önceden davalı …’nün bir mahallesi iken 1970 yılında müstakil bir köy haline geldiği, tahsis bulunmadığı, davacı köyün kuruluş tarihine göre kadim yararlanma hakkından söz edilemeyeceği nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı köy vekili temyiz etmiştir.
Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete
geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).
31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “…tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
Meraya elatmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabilir. Aynı şekilde, bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin ya da Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır.
Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.
Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.
Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı Köy’ün kadim köy olmadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir. Davacı Köy’ün davalı … Köy’ünden ayrıldığı konusunda çekişme yoktur. Kural olarak her iki köy evvelce bir köy iken ayrılmışlarsa, kadim yayladan yararlanma, eskiden beri ne şekilde ise öylece devam eder. Ancak, dava konusu yaylanın yer aldığı bölgede kadastro çalışmalarının tamamlandığı dosya içerisindeki 24.07.2008 tarihli keşif rapor ve krokisi ile 21.04.2010 tarihli kadastro müdürlüğünün cevabi yazısından anlaşılmakta olup, mahkemece öncelikle çekişmeli taşınmaza ilişkin oluşturulan kadastro parsellerine ait tutanaklar getirtilerek yaylaların kadastro tutanaklarındaki aidiyet durumu araştırılmalıdır. 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi gereğince idari sınırlar veya kadastro çalışma alanı sınırları esas alınamayacağından husumetin yöneltilmesinde kadastro çalışmalarının sonuçlarına göre çekişmeli yaylanın aidiyet durumu esas alınmalıdır. Kadastro tutanaklarında belirlenecek köylere de usulüne uygun dava yöneltildikten sonra tarafların gösterdiği deliller toplanarak yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda gerekli inceleme ve araştırma yapılarak kadim kullanma ve yararlanma şekli gözönünde tutularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Belirtilen hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre de; dahili davalı … Köyü Muhtarlığı, Yanlızcabağ Köyü Muhtarlığı ve … Beldesinin karar başlığında gösterilmemiş olması ve karar tebliğ edilmemiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Köy vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 11.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.