Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/8171 E. 2011/9025 K. 08.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8171
KARAR NO : 2011/9025
KARAR TARİHİ : 08.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, 20.10.2005’te … plakalı aracı, ruhsatı davalı adına düzenlenerek satın aldığını, o dönemler işleri iyi gitmediği için 25.000,00 TL krediyi de davalı adına çektiğini ve kredileri düzenli olarak ödediğini, aracın kasko sigortasını da kendisinin yaptırdığını, ancak davalının hakkında C.Savcılığı’na şikayette bulunması nedeniyle aracın kendisinden alınarak bir yediemin parkına çekildiğini, anılan soruşturma dosyasında hakkında takipsizlik kararı verildiğini, bunun üzerine araç bedelinin ödenmesi için davalı hakkında icra takibi yaptığını, davalının icra takibine haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile asıl alacağın % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıyla mal alım satımı konusunda beraber … yapacakları için bu amaçla kredi çekerek aracı satın aldığını, kredi ödemelerinin de kendi hesabından ödendiğini, davacıya hiçbir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki inançlı işlemin varlığı ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
İnançlı işlemlerde, başkasına bir hak devreden tarafa inanan, bir hakkı devralan tarafa da inanılan denilmekte, inanılan tarafın elde ettiği hakkı, taraflarca güdülen amaç sona erince veya gerçekleşince inanana ya da üçüncü bir kişiye devretme taahhüdünü taşıyan sözleşmeye de inanç
sözleşmesi denilmektedir. (Tekinay/ Akman/ Burcuoğlu/ Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, … 1988, sh.560)
Somut olaya bakıldığında; davacı, ruhsatı davalı adına alınan dava konusu aracın satış bedelini yine davalı adına kredi çekerek ve kredileri de düzenli olarak kendisinin ödediğini, ancak davalının şikayeti üzerine aracın elinden alındığını, araç bedelinin ödenmesi amacıyla davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, bu suretle araç bedelinin ödetilmesi için eldeki davayı açmış olup, dava dilekçesinin içeriğine ve iddianın bu ileri sürülüş biçimine göre taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, inanç sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
5.2.1947 gün 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, inançlı işleme dayalı bir dava, ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Başka bir ifade ile davacı, aracın satış bedelini kendisinin ödediği konusundaki iddiasını ancak yazılı delille ispat edebilir. Kredi ödemelerinin yapıldığını gösteren banka dekont asılları, kasko poliçesi, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi, araç muayene kartını davacının elinde bulundurması, araç için çekilen kredi borcunu davacının ödediğini gösterir. Bu durumda davalı araç bedeline ilişkin olarak çekilen krediyi kendisinin ödediğini kanıtlamalıdır. Davalı delil listesinde “yemin” deliline de dayanmış olduğundan davadaki savunması konusunda davacıya yemin yöneltmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 8.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.