YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9837
KARAR NO : 2022/607
KARAR TARİHİ : 25.01.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ :TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davası sonunda, bozma kararına uyularak davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan babaları … …’ın 22 ada 359 parsel üzerindeki B-3 blok zemin kat 1 numaralı bağımsız bölümü mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak ölünceye kadar bakma akdi ile davalı oğluna devrettiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, yargılama sırasında davacılardan …’nın ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, çekişme konusu taşınmazın afet konutların kapsamında mirasbırakanına tahsis edildiğini, ancak ödemelerinin kendisi tarafından yapıldığını, ayrıca mirasbırakanın ölünceye kadar kendi yanında kaldığını, her türlü bakım ve masraflarının kendisi tarafından karşılandığını, bu nedenlerle devrin yapıldığını, muvazaanın olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, devrin ölünceye kadar bakma akdi ile yapıldığı, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacılar tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 07/11/2018 tarihli ve 2015/18676 E., 2018/14177 K. sayılı kararıyla; “…Somut olaya gelince; iddianın ileri sürülüş biçimi, dava dilekçesinin içeriği ve dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacıların 24/04/2007 tarihli temlik işleminin muvazaalı olduğunu ifade ettikleri, bu itibarla muvazaa hukuksal nedenine dayandıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda tarafların delillerinin toplanılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuş; bozma kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmamıştır.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen karar
Mahkemenin 12/04/2021 tarihli ve 2019/56 E., 2021/68 K. sayılı kararıyla; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda mirasbırakanın akit yapmaktaki gerçek amacının kendisine baktırmak olmadığı, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak temlik yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davalı, dosya kapsamındaki delillere göre davanın reddi gerekirken, eksik incelemeyle davanın kabulüne karar verildiğini, muvazaa iddiasının ispatlanamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
6. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma akdinden kaynaklanan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
7. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) m. 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. (818 s. Borçlar Kanununun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m. 614 (BK) m. 514)).
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
8. Değerlendirme
Kararın ( IV/2. ) paragrafında yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak kararın (IV/7.1.) paragrafında yer verilen hukuki nedenlerle, (IV/3.) paragrafında yer verilen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davalının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 2.868,77-TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.