Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/5859 E. 2011/7286 K. 06.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5859
KARAR NO : 2011/7286
KARAR TARİHİ : 06.06.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.09.2007 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda;davanın kabulüne dair verilen 22.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı müşterek murisleri adına kayıtlı 1038 parsel sayılı taşınmaza davalı kardeşinin mirasçılardan izin almadan inşaat yapmak suretiyle elattağını ileri sürerek müdahalesinin önlenmesini istemiştir.
Davalı fiili paylaşım sonucu taşınmazın kendisine kaldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava elbirliği mülkiyetine konu taşınmazda müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece kısa kararda “davalının dava konusu taşınmazda yaptığı müdahalesinin payı oranında men’ine” şeklinde karar verilmiş, gerekçeli hükümde “davacının dava konusu taşınmazda yaptığı müdahalesinin payı oranında men’ine” şeklinde karar verilmiş, tavzih kararında ise “davalının dava konusu taşınmazda yaptığı müdahalesinin men-i ne” şeklinde karar verilmiştir.
HUMK’nun 388. maddesi gereğince bir mahkeme kararının aşağıda belirtilen hususları içermesi gerekir;
1-Kararı veren mahkeme ile hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin ad ve soyadları ve sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa kararın hangi sıfatla verildiği,
2-Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri,
3-İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep,
4-Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi,
5-Kararın verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin imzaları,
Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
HUMK’nun 389. maddesinde de kararda iki tarafa yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür.
Hüküm fıkrası, kararın esası olup kanunda “hüküm” kelimesi yalnız hüküm fıkrası için kullanılmıştır. Bu nedenle, hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği açıkça yazılmalıdır. Hüküm fıkrası çok açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulmamalıdır. Dava, açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanmalı, hüküm fıkrasında asıl talep ile yardımcı talepler hakkında da karar verilmelidir.
Bunların yanında hakim istisnalar dışında davacının talebi ile bağlı olup, bu talepten fazlasına hüküm veremez. (HUMK m.74)
Somut olaya gelince; mahkemece yukarıdaki ilkeler gözetilerek HUMK’nun 388 ve 389. maddelerine uygun infaza elverişli hüküm kurulmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 06.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.