Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/6956 E. 2011/17299 K. 24.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6956
KARAR NO : 2011/17299
KARAR TARİHİ : 24.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı kurumundan 1.2.2005 tarihinde vekaletname alarak dava ve icra takiplerini üstlendiği, avukatlık mevzuatından doğan hakları saklı kalmak üzere aylık ücret ödenmesi konusunda anlaştıklarını, yazılı sözleşme yapılmadığını, şifahi sözleşmenin yenilenerek devam ettiğini, davalının 14.3.2008 günlü yazısı ile hukuki yardım sözleşmesini feshettiğini, 31.3.2008 tarihi itibarıyla hukuk danışmanlığı/avukatlık hizmetine son verildiğini bildirdiğini, vekaletnameden azledilmediği için bir süre daha dava ve takipleri vekil olarak takip ettiğini bu arada geçmiş dönem aylık ücreti ve takip ettiği dava ve takipler nedeniyle ücretinin ödenmesi için davalıya ihtarlar gönderdiği halde bir ödeme yapılmadığını, 10.6.2008 tarihinde vekaletten çekilmek zorunda kaldığını bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak fesih tarihine kadar ödenmeyen aylık ücreti ile takip ettiği dava ve takipler nedeniyle hak ettiği vekalet ücreti olarak toplam 10.000 TL nin en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile de talebini 85.000 TL ye yükseltmiştir.
Davalı devam eden dava ve takipler yönünden bir azil olmadığını, hukuk müşavirliği sözleşmesini feshettiklerini bu nedenle çekilmenin haksız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 85.000 TL nin 31.3.2008 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının serbest avukat iken, davalı taraf ile yazılı bir sözleşme yapmaksızın hukuki danışmanlık yapılması ve tevdi edilen dava ve icra takiplerini vekil olarak takip etmek üzere şifahen anlaştıkları ve aylık ücret ödenmesinin kararlaştırıldığı,14.3.2008 tarihinde davalının gönderdiği yazı ile “… sözleşmesini” 31.3.2008 tarihi itibarıyla sona erdirdiği, ancak 1.2.2005 günlü vekaletname nedeniyle azilname gönderilmediği, davacının ödenmeyen aylık ücretleri ve takip ettiği dava ve takipler nedeniyle ücretinin ödenmemesi 2011/6956-17299
nedeniyle 10.6.2008 tarihinde vekaletten çekildiği hususları taraflar arasında ihtilaflı olmadığı gibi dosya kapsamından da açıkça anlaşılmaktadır. Davalı taraf aylık ücret ödenmesine ilişkin hukuk müşavirliği sözleşmesini süresinin dolması nedeniyle sona erdirdiklerini, davacı elindeki dava takipleri vekil olarak takip edip sonuçlandırması halinde karşılığının ödeneceğini, ancak davacının hukuk müşavirliği sözleşmesinin süresinin dolması nedeniyle yenilenmemesini bahane ederek dava ve takiplerden çekilmesinin haksız olması nedeniyle herhangi bir ücreti hak etmediğini savunmuştur. Uyuşmazlığın çözümü için yukarıda izah edilen taraflar arasındaki kararlaştırma şekline sözleşmenin , avukatlık yasasında öngörülen ve aynı yasanın 163. ve 164. maddelerindeki ücretlere ilişkin kısımlara sınırlama getirilmiş avukatlık ücret sözleşmesi mi yoksa Borçlar Kanunu kapsamında hizmet sözleşmesi mi olduğunun tesbiti gerekmektedir.Hizmet sözleşmesinin ayırıcı ölçütü belirli veya belirsiz bir süre için hizmet edimlerinin yükümlenilmesi olduğu halde avukatlıkta vekillik ve ücret sözleşmeleri belli ve muayyen işler için ayrı ayrı ücret kararlaştırılmasını gerektirir.Oysa hizmet sözleşmelerinde böyle bir sınırlandırma bulunmamaktadır.
Somut olayda sözleşme Borçlar Kanunu kapsamında bir hizmet hukuk müşavirliği sözleşmesidir. Tarafların sözleşmeyi avukatlık ücret sözleşmesi olarak isimlendirmeleri de bu sonucu değiştirmez.Davalının 31.3.2008 tarihinden sonra sözleşmenin yenilenmeyeceğini davacıya bildirmesinde ve sözleşmenin bu şekilde,sürenin dolması nedeniyle tek taraflı feshinde sözleşmeye aykırılık yoktur.Esasen burada azilin ve buna bağlı olarak çekilmenin haklı yada haksız olduğu değil sözleşmenin süre itibarıyla sona erdirilmesi asıldır.Öyle ise mahkemece yapılacak … davacının hizmet verdiği 10.6.2008 tarihine kadar dava ve icra takipleri ve buna bağlı hukuk ve ceza davaları nedeniyle tamamlanmış işlerde avukatlık kanununa göre hak ettiği ücretin tamamını tamamlanmamış işlerde ise davacının harcadığı emek ve mesaisine,yapılan işin niteliği geldiği safhaya göre hak ve nesafete uygun olarak ücret takdiri ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINApeşin alınan 1.263,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.