Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/7907 E. 2011/15322 K. 25.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7907
KARAR NO : 2011/15322
KARAR TARİHİ : 25.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıların murislerine ait taşınmaz hisselerini 1998 yılında 1.000 TL ödeyerek satın aldığını, ancak tapu devri yapılamadığını ileri sürerek, davalıların hisselerinin iptali ile kendi adına tesciline, bunun kabul edilmemesi halinde ise ödediği 1000 TL’nin, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödeme tarihinden itibaren işlemiş reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, tapu iptal ve tescil talebinin feragat nedeni ile reddine, alacak talebinin kısmen kabulüne, 1.000,00 TL’nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, faiz talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı dava dilekçesinde, öncelikle tapu iptal tescil, olmadığı takdirde ise ödediği 1000 TL’nin, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödeme tarihinden itibaren işlemiş reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, “1998 yılında ödenen satış bedelinin, denkleştirici adalet ilkelerine göre dava tarihi itibariyle ulaştığı alım gücü karşılığını 10.290 TL olarak belirleyen” bilirkişi raporunun dosyaya ibrazından sonraki 31.3.2010 tarihli celsede vermiş olduğu beyanında ise, “rapora karşı bir diyeceği olmadığını, tapu iptal ve tescil talebinden feragat ettiğini, … olduğu 1.000 TL’nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre 2011/7907-15322
reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğini” bildirmiş olup, davacının, “alacağının sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince tahsili” istemindeki gerçek istek ve iradesinin, mahkemenin kabulünde olduğu gibi “sadece 1998 yılında ödediği 1.000 TL satış bedelinin iadesi” mi yoksa “denkleştirici adalete göre ödediği 1.000 TL’nin dava tarihindeki alım gücü karşılığı” mı olduğu tam ve tereddüte yer vermeyecek şekilde anlaşılamamaktadır. Nitekim davacı temyiz dilekçesinde de, davayı avukat aracılığıyla değil, bizzat takip ettiğini, hukukçu olmadığı için de talebini tam olarak ifade edemediğini belirtmiştir. O halde davacının davadaki talebi açık olmadığından, mahkemece davacıya talebi açıklattırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, ikinci bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, 3.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.