YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/26
KARAR NO : 2022/310
KARAR TARİHİ : 17.01.2022
MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, davalıların istinaf isteminin HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne dair verilen karar süresi içinde davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 17/01/2022 Pazartesi günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edilen davacı vekili Avukat … ile temyiz eden davalılar vekili Avukat … geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, dosya incelenerek gereği görüşüldü:
I. DAVA
Davacı vasisi, 87, 140 ve 141 sayılı parsellerin intikali için davacı … tarafından davalı …’in vekil tayin edildiğini, ancak taşınmazların vekalet görevi kötüye kullanılarak diğer davalılara devredildiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline, bu talebin uygun bulunmaması halinde taşınmazların dava tarihindeki rayiç değerinin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, vekaletnamenin 2002 yılında düzenlendiğini, davanın ise 2016 yılında açıldığını, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, vekalet yetkisinin kötüye kullanıldığı iddiası ile açılan davanın sadece vekile yöneltilebileceğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Gaziantep 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/12/2018 tarihli ve 2016/401 Esas, 2018/692 Karar sayılı kararıyla; vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ve diğer davalıların iyiniyetli kabul edilemeyecekleri gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde yargılama aşamasında ileri sürdükleri savunmayı tekrarla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 05/11/2020 tarihli ve 2019/508 Esas, 2020/885 Karar sayılı kararıyla; davalı vekil … tarafından davacının talimatı üzerine işlem yapılarak dava konusu taşınmazların satıldığı ve satış bedelinin davacıya ödendiği olgularının hesap verme yükümlülüğü çerçevesinde kanıtlanamadığı, dava konusu taşınmazların resmi satış senedinde rıza-i taksime değinilmesinden ve tanık beyanlarından temlike esas vekaletnamenin miras paylaşımı için düzenlendiğinin anlaşıldığı, davacı ile davalılar Mehmet (vekil), … ve …’nin kardeş oldukları, davalı …’ın ise davacının yeğeni (davacının kardeşi …’in oğlu) olduğu, bu haliyle davalıların verilen vekaletnamenin düzenlenme amacını bilmemelerinin mümkün bulunmadığı ve anılan davalıların iyiniyetli kabul edilemeyecekleri, davalı vekil ile diğer davalıların el ve iş birliği içerisinde davacıyı zararlandırdıkları; öte yandan, dava konusu 87 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payı dava konusu edilmesine rağmen taleple bağlılık ilkesi aşılarak taşınmazın tamamı yönünden iptal tescile karar verildiği gerekçesi ile davalıların istinaf isteminin, taleple bağlılık ilkesi yönünden HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; temlike esas vekaletnamenin 2002 yılında düzenlendiğini, Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, vekaletnamenin davacının iradesine uygun olarak ve resmi kurum tarafından tanzim edildiğini, davacının rızası dışında devir yapılmış olsa aradan 13 yıl geçtikten sonra dava açılmayacağını, taşınmazların devir tarihinden bu yana davalıların kullanımında olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Vekil ile sözleşme yapan kişi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekil eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, vekil ile sözleşme yapan kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Sözkonusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V.3.2.) paragrafta belirtilen yasal ve hukuksal gerekçeye göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından (IV.3.) paragrafta belirtilen şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 20.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davacı vekili için 3.815.00 TL duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 18.874,05 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 17/01/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.